Hırsız nesil….


Gece bilinmez bir saat. Kasaların üzerindeki tenteyi biraz araladım. Mis gibi yafa portakallar ay ışığında parlamaya başladı. Birer ikişer koynuma dolduruyorum. Birden elimi bir el yakaladı. Bir baktım ki bekçi. Tabi bende bed beniz attı.

Ne yapıyorsun lan dedi.

Bekçi amca dedim. karnım çok acıktıda portakal alıyorum.

Ulan milletin portakalını çalıyorsunuz bir de acıktım mazeretini üretiyorsunuz. Kimin nesisin sen dedi bana.

Bende masumane bir ses tonu ile. Bekçi halidin yeğeniyim dedim.

Birden gürledi bekçi.

Ağzına tüküreyim hepte bekçi halidin yeğeni olursunuz. kaybol bir daha görmeyeyim dedi seni buralarda.

………………………………………………………………………………

Bir salı pazarı çarşıdayım. Millet alışverişte. Bir kadın yere parasını düşürür ve ben de çevik bir hareketle hızla paranın üzerine oturdum. Kimse farketmedi hareketimi. kadın uzaklaşır uzaklaşmaz parayı yerden alıp tam sıvışacakken bir arkadaş meğer beni izliyormuş ve bana gördüm yaptığını seni o kadına söyleyeceğim dedi.

Söylersen söyle yaa dedim. Ben almışım parayı farketmez artık….

…………………………………………………………………………

Manava diyorum ki. Abi bana şöyle 15 kiloluk bir karpuz seç. Oğlum diyor manav sen nasıl götüreceksin bu kilodaki karpuzu. Abi diyorum sen seç ben çok güçlüyümdür.

Manav tamam sen bilirsin diyor ve başlıyor tık tık vurup karpuzları seçmeye. Ben zaten çoktan seçmişim karpuzu. Manav arkasını döner dönmez kaptığım gibi yakalasın yakalayabilirse.

Artık akşamda olmak üzere ve ben arkadaşlarla bıldırcın beklediğimiz yere kan ter içinde ulaşıyorum. Lux ışıklarını fındık dallarına asmışlar bizi bekliyorlar. Bizi diyorum başka bir manavdan bir karpuz daha yürüten arkadaş var yanımda. Karpuzları kesiyoruz ve şapır şupur yiyoruz. Arkadaşın karpuzu kelek çıkıyor.

Vay anasını diyor . bir sürü de para verdim ulan şuna. :))

…………………………………………………………………………..

Abi diyorum dondurmacıya. Bir tane dondurma versene bana. Hani len para diyor. Yok diyorum sonra veririm. Gitlan diyor.

Elimi yumruk yapmışım içi kum dolu. Atarım dondurmanın içine diyorum. Çaresiz veriyor dondurmayı. Bizle uğraşılırmı be diyorum heyyyyt.

………………………………………………………………………

Fındık ayı kim uğraşır başak ile. Milletin toplanmamış bahçelerinden gece gündüz topluyoruz. Bahçe sahibinin biri bizi gece fındık toplarken farketti. Elinde lux ışığı bizi kovalıyor. Yahu lux ışığı ile hırsızmı kovalanır. Luxün ışığında gece bir güzel kaçıyoruz bahçelerde.

……………………………………………………………………………………

Tanış esnaflardan mal aldık pazarlar  satıyoruz. Satıyoruz da bakıyorum kıyıdan köşeden sergicinin malını millet araklıyor. Neyse bağırış çağırış bazı hırsızları yakalıyoruz ama fazlada birşey yapamıyoruz elim memleketindeyiz. Akşamı zor ettik eve döndük.

Bakıyorum da nesil hep hırsız olmuş.

Yıllarca gurbet hayatından sonra buralara döndüm. Şimdi emekliliğin tadını çıkarıp geziyorum. Pazar yerlerine uğrayıp etrafı kolacan ediyorum yine eski hırsızlıklar varmı diye. Nerede o günler. Bitmiş o yılların hırsızlıkları.

……………………………………………………………………

Burada yazdığım anılar bana anlatılan anılar. Anlatanların yaşlarıda 55-75 arası. Şimdi o günleri birbirlerine hoş anılar olarak anlatıyorlar. O yıllarda hırsızlık çok yaygın olduğu için pek yadırganmıyormuş.

Ve şunuda ilave ediyorlar. Neşe vardı aşırı gam gasevet yoktu diyorlar. Düğünler bayramlar panayır havasın da olurmuş.

Nerde o yıllar deyip ah çekiyorlar…….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s