Daldan 3 elma düştü…


Sene 1995 yılı galiba. Yani milattan 1995 yıl sonra bir eylül ayı. 4’e 4 çapında bir tam’da (tam:kiler,depo) komşumuzun fındığını bekliyoruz. Komşumuz celal amca ayağını kırdığı için harmana gelemiyordu. Fındık harmandan tam’a çoktan kaldırıldı da satışı bekleniyor. Celal amcanın durumu da böyle olunca fındık seyitle bize emanet edildi. Fındığın sahibinin oğlu seyit, ben ve köpek her gece tam’dayız . Operasyonel birlik gibi yüklü ve hazır kıtayız.
Yaş 19-20 ne güzel zamanlar. Sağolsun seyit beni bakıyor. Kuruyemiş ,meyve çay,bisküvi ve efes bira. Altımızda 4ton fındık,kimi çuvallanmış kimi çeç. Yerden 1.5 metre yukarda fındıkların içinde şakır şukur geziyoruz. Fındık yemek serbest ama ayrılmış kırıkları yemek şartıyla. Seyit sırf kafadan hasılat hesabi yapıyor. Bir karış ekranlı siyah beyaz mini tv oda çekerse tek kanal.
Birde radyomuz. En büyük eğlencemiz de bu. Her gece Beyaz dinliyoruz. Beyazıt öztürk o zamanlar radyoda meşhurdu. Kızlarla karılarla dalga geçiyor, o nu dinleyıp kıkır kıkır gülüyoruz. Adamda espirinin bini bin para.
Celal amcanın kırıkkalesini sökmüştük. Monte edene kadar canımız çıkmıştı. Onu hiç unutamam.
Köpek dışarıda ürse seyit elde silah müdafaya geçiyordu. Ne günlerdi o günler.
Çok yağmurlu bir gece. Dışarıda kıyamet kopuyor. Çatıya vuran yağmur sesinden birbirimizi duyamıyoruz. Bir ara köpek havlamaya başladı. Seyit elde silah dışarı çıktı. Dışarıda biri bize çağırıyor. Seyit cevap veriyor. Gelen bizim rahmetli serhat. Elde lux ışığı yanımıza gelmiş. Amaç hem ziyaret hemde benle bıldırcına gitmek. Ekip tamam. Gırla kıyamet gırgır şamata gidiyoruz.
Ne olacak üç genç bir araya geldimi her telden bir ses. Yanlız rahmetli gelince biraz huzurumuz kaçıyor. Eli ayağı durmuynr. Bir aşağıda bir yukarıda. Seyit kızınca o yıllarda iki kelimeyi çok kullanırdı. Köfte hor ve kitapsız.
Serhata bağırıyor. Lan köfte hor biraz kıçın yere otursun.
Neyse saatler geçtikçe ortalık biraz sakinleşiyor. Ama bu seferde serhat’te fındık yeme başlıyor. Nasıl bir fındık yeme. Mazallah 10 fare bir araya gelse bunu yapamaz. Yiyip yiyip sağa sola kabuklarını saçıyor. Tabi seyit duramıyor. Ya kitapsız serhat bari kırıklarını ye. Ulan akşamdan beri yarım çuval fındık yedin.
Serhat anlarmı birkaç laf da sokuyor seyide. Yemeye devam. O gece seyit bir kaç defa daha uyarıyor serhatı ama nafile. Dışarı da yağmur şiddetli devam ediyor. Serhatla ben bıldırcın aramaya çıkçaz ama ıslanmak tan korktuğumuz için bir türlü çıkamıyorz. Seyit yatın lan bu yağmurda başka işiniz yok mu diyor.
Işıkları söndürdük her birimiz bir yerde yatıyoruz. Yanlız serhat la ben konuşuyorum. Acaba kuş çıkmış mıdır. Çıkarmı. Çinkoya dan diye birşey düşüyor. Serhat bağırıyor. Hikmet kalk. Bıldırcın çatıya düştü.
Yan taraftan seyitin sesi geliyor.
-hee Bıldırcın düştü. Çatıya ağaçtan elma düştü.
🙂

Daldan 3 elma düştü…” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s