Pers Parsları Çoğaltılıyor


Pers Parsı2014 Kış olimpiyatlarının yapılacağı Rusya‘nın Karadeniz’e limanı olan Sochi kentinde çok yoğun çalışmalar var. Altyapı ve olimpiyat alanının inşa edilmesi için milyar dolarlar harcanmayı planlıyorlar. Cevreciler ise, bu inşaatların şehir etrafındaki doğal yaşama zarar vereceğini savunuyor.

Rus yetkililer ve çevreciler, bu inşaatların yanı sıra bölgede yaşayan, Pardus’a adını veren Panthera pardus tulliana‘nın çok yakın akrabası ya da son genetik araştırmalarda aynı tür olduğu öne sürülen (kaynak 1, 2, 3) Pers parslarının (Panthera pardus saxicolor) nüfusunu artırmak için de çalışmalar yapıyor.

Rusya Başkanı Vladimir PUTİN, Türkmenistan’dan hediye olarak gelen iki erkek leoparın Soçi Milli Parkı’na aktarılmasını sağladı. Projenin hedefi, üç çift erkek ve dişinin 3 milyon dolarlık üreme merkezinde çoğaltılması.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı‘nın (WWF) Rusya yöneticisi, aynı zamanda leopar projesine önayak olan Igor CHESTIN, doğacak yavruların, Kafkaslar’da doğal hayata salınacağını belirtti. Chestin, “Leoparlar, dağ keçisi, geyik ve yaban domuzu için yem miktarını artırdık.” diyor ve ekliyor: “Bu hayvanlar için çeşitli alanlara yalama tuzu yerleştireceğiz. 15-20 yılda hayvan sayısının 40′tan 50′ye çıkmasını göreceğimizi umut ediyoruz.

Pers leoparı, uzun kuyruğu, siyah benekli takdire şayan postuyla leopar ailesinin en iri üyesi. Kafkaslar’ın dağlık alanlarında yaşayan leoparlar, son yüzyılda kaçak avlanma ve doğal hayatlarının bozulması nedeniyle tehlike altındalar.

İran’da 300 Panthera pardus saxicolor

Rusya’nın kuzeydoğusundaki Kafkaslar’ın uzak alanında 10-12 saf vahşi leoparın yaşadığına inanılıyor. Gürcistan’da 7 leopar rapor edilirken Ermenistan ve Azerbaycan’da da toplam sayının aynı olduğu sanılıyor. CHESTIN, yaşayan en kalabalık leopar nüfusunun, 100 leoparla Türkmenistan’da ve 300′e varan leopar sayısıyla da İran’da olduğunu söylüyor.

Pers Parsı2Igor CHESTIN, “Hedefimiz Rusya Kafkasları, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’daki küçük grupları desteklemek için diğer kuzey leopar nüfusunu saptamak.” diyor. Türkmenistan hükümeti, Rusya’ya daha çok leopar göndereceğini taahhüt etti ve İran ile de bu yönde anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Tehlike altındaki leoparlar yaşadıkları ülkelerde koruma altına alınmış durumjda. Az sayıda var oldukları bilinen Afganistan’da da koruma altına alındılar. Güney Kafkas ülkeleri Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan kalan leoparların doğal yaşam alanlarını korumaya ve kaçak avcılığı azaltmaya yönelik çalışmaları sürdürüyor.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı Rusya yöneticisi Igor CHESTIN, eğer leoparların nüfusu İran ve Rusya’dan gelen yeni hayvanlarla desteklenirse leoparların koruma altında soylarını devam ettirebilecek seviyeye gelebileceğini söylüyor: “Güney Kafkaslarda birinci görev korunan alanları olabildiği kadar genişletmek, ancak alanların çoğu insanlar tarafından kullanıldığı için kalan alan çok yok. Bir bölgede 2-3 yetişkin hayvandan daha fazlası yok, bu yüzden bu gruplar çok değerli.”.

Türkmenistan’daki korumalar ve kaçak avcılıkla mücadele, leopar nüfusunun geçen 10 yılda yüzde 40 daha fazla artışına olanak sağlamış durumda. Umudumuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin de bu çalışmalara katılarak, bu leoparların eski yaşam alanlarından biri olan Anadolu’da tekrar çoğaltılması girişimini başlatmasıdır.

Geleneksel Pardus Piyangosu


Geleneksel Pardus Piyangosu'na katılmayı unutmayın!

Henüz birincisini düzenlememize rağmen buna “geleneksel” demeyi tercih ettik çünkü her yıl tekrarlamayı hedeflediğimiz bir etkinlik bu. Pardus kullanıcılarının ve Pardus’un özgür dünyasıyla tanışmakta olanların sonucunu büyük bir sabırsızlıkla bekleyeceği, heyecanlı bir çekiliş olsun istedik.

Bu çekilişin de bazı sürprizleri var elbet. İlk sürprizimiz, hediyelerimiz… Bugüne dek Pardus’un topluluk süreçlerinde yer almış katkıcılarımıza gönderdiğimiz yılbaşı hediyesinden de büyük, müthiş beş hediye paketi hazırlıyoruz. Şanslı beş kullanıcımızın kazanacağı hediye paketinin içeriğini birkaç gün içinde duyuracağız :) .

İkinci sürprizimiz ise bir geri sayım. Hep birlikte sayalım o halde: Altııııı, Beeeeş

Eh, daha ne duruyorsunuz? Haydi piyangoya!

Neden Anthropoides Virgo..??


Anthropoides virgoAnthropoides virgo, Anadolu’dan başlayıp dünyanın en uzak coğrafyalarına kadar,  birçok farklı kültürde, ortak bir dil ve duygunun sembolü olarak kullanılmıştır. Mutluluk, güzellik, şans, bereket ve bolluğun simgesi olan telli turnalar, Anadolu’da, en güzel halk türkülerinde, gurbetteki sevgiliye selam götüren bir dost olarak çıkar karşımıza…

Bugün ise Anthropoides virgo (telli turna), tüm bereketi ve bolluğuyla Pardus 2009.1 sürümünde yeniden hayat buluyor, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan türüne dikkatlerin çekilmesini bekliyor.

Anthropoides virgo, turnagiller familyasından, nesli tükenmekte olan bir kuş türü. Bir zamanlar sürüler halinde ülkemize gelerek değişik bölgelerde yaşayan telli turnaların şu an tüm Avrupa’da üreyen yalnızca son 11 bireyi, üreme alanı olarak Türkiye’yi seçiyor.

Türkiye’de yalnızca Muş’un Bulanık ilçesinin kuzeyindeki Murat Nehri boyunca uzanan Bulanık Ovası’nda, insan eli değmeyen, yerleşim yeri bulunmayan kısıtlı bir alanda yaşam mücadelesi veren telli turnaların, eskiden İç Anadolu Bölgesi’nde de geniş alanlarda ürediği biliniyor. Kış aylarını Afrika’da geçiren telli turnalar, uzun bir göçün ardından nisan ayında Bulanık Ovası’na geliyor. Bu aylarda başka üreme alanları olmaması nedeniyle Türkiye, telli turnalar için çok önemli bir coğrafi konum taşıyor. Ülkemizden tamamıyla çekilmeleri durumundaysa, türün sonsuza kadar yok olması söz konusu.

“Telli turnaları ilk görüşümdü, belki de son olacaktı…”

Pardus Projesi, yok olan değerlere verdiği önemi göstermek ve Telli turnaların neslinin tükenişine dikkatleri çekmek adına, Pardus 2009.1 sürüm ismini Telli turnanın Latince adı olan “Anthropoides virgo” olarak seçiyor. Aynı zamanda Telli turnanın Türkiye’de çekilmiş en güzel fotoğraflarından oluşan bir masaüstü arka plan seti hazırlayarak, Telli turnanın seyrine doyum olmaz güzelliğini sizlerle paylaşıyor.

Bu görselleri hazırlamamızda, bizlerden herhangi bir karşılık beklemeden, çalışmamızı gönülden destekleyerek fotoğraflarını bizlerle paylaşan Ege Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilimdalı öğretim üyelerinden değerli Doç. Dr. Kazım ÇAPACI‘ya büyük saygı ve teşekkürlerimizi sunuyor ve hikâyesine kulak veriyoruz:

Bir zamanlar öylesine çokmuş ki Anadolu’da, adına türküler yakmışız bu güzel kuşun. Şimdilerdeyse görmek o kadar zor ki. Soyunu tüketme noktasına getirdik çeşitli yollarla. Av baskısı, yaşam ve üreme alanlarının yok edilmesi bunların başında yer alıyor. Artık görenler bile parmakla sayılacak kadar az, hele fotoğraflama şansını elde edebilenlerin sayısı iyice az. Yıllardır kuş gözlemciliği ve fotoğrafçılığı yaparım. Bu amaçla yaptığım bir Ankara gezisinde, çok uzaktan birkaç kuşun geldiğini fark ettim. Hemen dürbünümü kaldırdım, kanat vuruşları, uçuşları turna dedirtiyordu. Çok uzaktan yatayda uzaklaşıyorlardı benden. Bu tarafa dönün lütfen diye seslice tekrarladım. Yanımdaki arkadaşlarım da benim heyecanımdan etkilenmişlerdi. Turnayı zaman zaman yerdeyken, ara sırada da olsa uçarken görürdüm. Neden üstüme doğru gelmiyorlardı ki? Birden dinlediler beni. Yön değiştirip tam üzerime doğru gelmeye başladılar. Yaklaştılar, yaklaştılar. Tam üstümden geçtiler. Hele o anda bunların turna değil, Anthropoides virgo (Telli turna) olduğunu fark ettiğimde fotoğraf makinesinin deklanşörüne basan parmağım, lensi tutan elim titriyordu. Kolay değil, telli turnaları ilk görüşümdü, ne yazık ki belki de son olacaktı.

Yıllar geçti, yeniden görür müyüm diye her arazide arar gözlerim. Kulaklarım olabilecekleri alanlarda arazi çalışması yapan arkadaşlarımdadır. Ne yazık ki bir daha ne gördüm, ne de haberi geldi. Bir yerlerde yaşamlarını sürdürdüklerini, üremeye, var olmaya devam ettiklerini umut etmek istiyorum. Diliyorum ki yaşam alanlarını bu hızla yok etmekten vazgeçelim, yeniden gelsinler yurdumuza, türküler yakmaya devam edelim. Çocuklarımız sadece fotoğraflarını görmekle yetinmesinler.

Pardus 2009.1 Duyuruldu..!!


Pardus 2009.1 'i indirebilirsiniz. Pardus ailesinin en yeni üyesi Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile kullanıcıları çok daha yetenekli bir masaüstü ortamı, geliştirilmiş sürücü desteği ve Pardus depolarındaki yazılımların en  güncel sürümleri bekliyor. Temmuz 2009‘da duyurulan Pardus 2009’un yetenekleri geliştirilmiş yeni sürümü Pardus 2009.1 Anthropoides virgo kullanıma sunuldu.

Kararlılığı ve performansı iyileştirilmiş güncelleme sürümü olan Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile tüm Pardus sürümlerinde olduğu gibi kullanıcılara kolay kullanılabilen, kararlı, hızlı, güvenli bir masaüstü ortamı ve binlerce özgür yazılım sunuluyor.

Her ara sürümüne Anadolu’da nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir canlı türünün adı verilen Pardus’un 2009.1 sürümü, Anthropoides virgo (Telli turna) olarak adlandırılıyor.

Pardus 2009.1 Anthropoides virgo’nun özellikleri

Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile gelen özelliklerin başında, yeni nesil Plasma teknolojileri ve görsel efektlerle zenginleştirilmiş KDE serisinin en son kararlı sürümü KDE 4.3.4 masaüstü ortamı geliyor. Ayrıca bu sürümde çok daha fazla donanıma destek veren Linux çekirdeğinin 2.6.31.11 sürümü, İnternet üzerinde güvenle gezebilmek için Mozilla Firefox tarayıcısı 3.5.7, grafik işleme yazılımı Gimp 2.6.8, ofis araçları ailesi OpenOffice.org 3.1.1.5, ekran kartı ve masaüstü efektlerinin bel kemiği Xorg 1.6.5, programlama araçları Python 2.6.4, GCC 4.3.3 gibi önemli teknolojiler yer alıyor.

Sorunsuz ve hızlı bir açılış

Bilgisayara kurulmaya ihtiyaç duymadan kullanılabilen Çalışan CD’nin 2009.1 sürümü de yeni Pardus ile gelen özellikler arasında. Kullanıcılar Çalışan CD’yi bilgisayara takıp çalıştırdıklarında otomatik olarak gelen masaüstü ortamı sayesinde herhangi bir sürücü tanıtma ya da kurulum işlemi ile vakit kaybetmeden, Mozilla Firefox ile İnternet üzerinde gezip, KMail ile e-postalarını okuyabiliyor, Amarok ile müzik koleksiyonlarını dinleyip, SMPlayer ile film seyredebiliyor ve OpenOffice.org ile tüm ofis işlemlerini gerçekleştirebiliyorlar. Çalışan CD’de ayrıca ihtiyaç duyulduğunda kullanıcının bilgisayarında oluşan sorunları kolaylıkla düzeltebilmesi için dosya sistemi tamir araçları, disk bölümleme yöneticisi araçları ve çeşitli analiz yazılımları da yer alıyor.

Bir başka yenilik olan Hibrit Görüntü Teknolojisi ile oluşturulan Pardus ISO dosyaları ister CD ortamına, ister DVD ortamına yakılarak, istenirse USB çubuk ve SD kart gibi tak çıkar disk ortamlarına aktarılarak kullanılabiliyor. Ayrıca bilgisayarda yeterli miktarda hafıza var ise açılış sırasında tüm görüntünün hafızaya aktarılması yöntemi sayesinde Kurulan ya da Çalışan Pardus çok daha hızlı çalışıyor. Hibrit Görüntü teknolojisi ve kullanımıyla ilgili daha detaylı bilgiye buradan ulaşılabilirsiniz.

Pardus 2009.1 Anthropoides virgo kullanıcıyı destekliyor

Pardus’un, kullanıcılarının deneyimini geliştirmek ve karşılaştığı sorunlarda yardım almak için uğrayabileceği bir destek portalı da bulunuyor. Pardus kullanıcıları, içeriği gönüllü geliştiriciler tarafından sağlanan Özgürlükİçin portalında Pardus ile ilgili kılavuz belgeleri, paket tanıtımı ve oyun incelemelerini okuyabiliyor, forum bölümü üzerinden soru sorabiliyor. Dinamik forum ve e-posta listelerimiz, Pardus 2009.1 Anthropoides virgo‘ya ilişkin her türlü desteği sunuyor.

Kullanıcılar, her sürümde olduğu gibi Pardus 2009.1 Anthropoides virgo’yu da Pardus’un FTP dizininden indirebilirler.

Pardus 2009.1 Beta’yı Test Edin


Pardus 2009.1 Beta çıktı

Pardus 2009.1 için yapılan çalışmalar meyvelerini vermeye başladı. Pardus 2009 Sürüm Yöneticisi Onur KÜÇÜK geliştirici listesinde yaptığı duyuruda Pardus 2009.1 Beta sürümünü deneyimli kullanıcıların ilgisine sundu.

Pardus 2009.1 Beta’nın kurulan sürümünü bu adresten indirebilir ve kararlı sürüm duyurulana kadar karşılaştığınız hataları bildirerek geliştirme sürecine yardımcı olabilirsiniz. Pardus 2009.1 Beta hem Türkçe hem de uluslararası sürüm olarak duyuruldu.

Pardus 2009.1 ile birlikte gelen bir yenilik de Çalışan CD’nin Beta sürümü oldu. Onur KÜÇÜK, geliştirici listesine gönderdiği iletiyle bu yeni sürümün gelişimine katkı vermek isteyen kullanıcılarımızı test süreçlerine katılmaya çağırıyor. Çalışan CD şu an bazı hatalar içerdiği için özellikle deneyimli olmayan kullanıcılarımızın test etmesi için çok uygun durumda değil. Bu hatalar ilerleyen günlerde giderilecek.

Çalışan CD beta sürümünü http://cekirdek.pardus.org.tr/~onur/2009live/ adresinden indirebilirsiniz.

Her zaman olduğu gibi bu sürümün bir deneme sürümü olduğunu ve kararlı sürüme kadar bu sürümlerde bilinen ya da henüz farkedilmemiş hatalar olabileceğini hatırlatmak isteriz. Bu yüzden bilgisayarınızda sizin için önem taşıyan veriler varsa ya da yeterince deneyimli olduğunuzu düşünmüyorsanız tavsiyemiz kararlı sürümü beklemeniz olacaktır. Testlerde ve geliştirme sürecinde bizi yardımcı olmak isteyen kullanıcılarımız karşılaştığı hataları http://hata.pardus.org.tr adresine bildirebilir.

Pardus’u neden tercih etmeliyiz.

Tamamiyle türk yapımı açık kaynak kodlu bu işletim sistemini kullanmamız için ne bekliyoruz.
Niçin Pardus Kullanmalıyız? Milliyetçiler, Pardus kullanır. Çünkü milli işletim sistemimizdir.
Emperyalizme, kapitalizme hayır diyenler Pardus kullanır. Çünkü özgürdür, ücretsizdir. Emekçi dostudur.
Dindar insanlar Pardus kullanır. Çünkü Pardus özgürdür. Amerikan-İsrail zulmüne destek olmamış olursunuz.
Vatanseverler Pardus kullanır. Çünkü Windows’a ödenen milyarlarca dolar ülkemizde kalır.

Milli işletim sistemimiz Pardus’a destek olmak, kullanmak için birçok sebebimiz var:
-Bize has bir üründür. Linux mimarisi üzerine gönüllü katılımcılar ve TÜBİTAK desteğiyle geliştirilmektedir.

– Açık kaynak kodlu bir yazılımdır. Ne kullandığınızı bilirsiniz. Microsoft XP, Vista, 2007, Mac sistmlerindeki gibi gizli kodları yoktur.

-Ücretsizdir. İşletim sistemi, ofis programları, grafik programları, oyunları vb, uygulamaların tamamı bedavadır. www.pardus.org.tr veya www.ozgurlukicin.com ‘dan indirir ve gönül rahatlığıyla kullanırsınız.

-Güvenlidir. Virüs, trojan vs. bulaşma riski yoktur. XP ve Vista gibi çürük değildir.
Bir kere kurarsınız, yıllarca kullanırsınız. Birkaç ayda bir format atma sıkıntısından kurtulursunuz.

-Pardus’u kurduğunuzda ekran kartını, ses kartını, modeminizi, yazıcınızı bilgisayarınıza tanıtacağım diye saatlerce sürücü cdleriyle boğuşmak derdiniz olmaz. Çünkü Pardus akıllıdır. İşletim sistemini kurduğunuzda bunları da tanır. Ayrıca kurmazsınız.
En çok beğendiğim özelliklerinden

-Programlama bilenler üzerinde istedikleri değişiklikleri yapabilir. Çünkü açık kaynak.

-Pardus kurduğunuzda ofis yazılımlarını da kurmuş olursunuz. Çünkü ofis de kurulum CD’sinin içindedir ve formatla birlikte kurulur.

-Codec yükleme derdiniz olmaz. Bütün ses,video, resim codecleri hazır yüklü olarak gelir.

Amerikan Microsoft firması ve sahibi Bill Gates bilişim alanında küresel bir hegemonya kurmuş ve bu sayede dünyanın ne zengini olmuş. Bu kazandığı parayı insanlığın hayrına kullandığını söyleyemeyiz.

Devlet daireleri, belediyeler, şirketler vb. lisanslı yazılım kullanmak zorundalar. Lisanslı Windows işletim sistemi, Ofis programları ve diğer lisanslı yazlılımları kullanıyorlar, kullanmak zorundalar. Ülkemiz çok büyük maddi kayıplarla karşılaşıyor. Oysa Pardus tamamen ücretsizdir.

Haberlerde çıktı, ASAL, yani Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Askerlik Şubesi açık kaynak, özgür yazılım, ücretsiz olan Pardus’a geçmekle 2 milyon Dolar tasarruf sağlamış. Yani 2 milyon Dolar ülkemizde kaldı, Amerika’ya, Bill Gates’e, Microsoft’a gitmedi.

Pardus kullanmayı ve tanıtmayı, Amerikan emperyalizmine karşı ciddi bir mücadele olarak düşünüyorum. Hatta -belki iddialı gelebilir- ekonomik ve bilişim cihadı olarak görüyorum. Bilindiği üzere cihad sadece silahla olmuyor.

Bütün devlet dairelerini (bakanlıklar, bağlı il müdürlükleri, hastaneler, sağlık ocakları, okullar, adliyeler vb.) belediyeleri, şirketleri, şahısları, bu hesaba dahil ettiğimizde müthiş rakamlar çıkacaktır. Hesaptan anlayan bir arkadaş bunu kabaca bir hesaplasa iyi olur.
Bizler de bu milli işletim sistemimizi ne kadar öğrenir, bilir, tanıtıp yaygınlaşmasına katkıda bulunursak o kadar hayırlı bir iş yapmış oluruz diye düşünüyorum. Böylece yöneticiler üzerinde de bir baskı olacak ve ciddi ciddi özgür yazılıma -Pardus’a- geçelim artık diye düşüneceklerdir.

İlk kurduğumda biraz zorlandığımı itiraf etmeliyim. Tamamen farklı bir sistem çünkü. Bir haftada alıştım.
Ortalama bir kullanıcı bile aylarını, yıllarını vermiyor mu Windows’u öğrenmek için. Hatta hala öğrenmeye devam etmiyor mu?
Bir hafta nedir ki …

Windows’a para verip almanız ayrı bir sıkıntı, kaçak (kırık, korsan) kullanmanız ise apayrı bir sıkıntıdır. Kaçak kullanmanız yasal değildir. Kanunen sorumlusunuz, suçlusunuz. Vicdanen ve dinen de sorumlusunuz. Çünkü başkasının emek verdiği bir ürünü, izinsiz olarak kullanmış yani çalmış oluyorsunuz.
Oysa Pardus’un Kamu Lisansı vardır, dolayısıyla ücretsizdir.

Windows’a mahkum değilsiniz.
Mahkum kelimesine dikkatinizi çekerim.
Size sadece bir marka kullanmaya mecbur tutsalardı
kendinizi nasıl hissederdiniz?

Örnek verelim:
Size sadece bir markanın kolasını içebileceğinizi,
sadece bir markanın kalemini,
sadece tek marka saat,
tek marka cep telefonu,
sadece filan marka çay alabileceğinizi söyleselerdi,
sadece tek bilgisayar markası sunsalardı
vb. vb. kendinizi nasıl hissederdiniz?

Evet, Windows’a mahkum musunuz? Dünyanın en zengin insanına (niye bu kadar zengin acaba?), bir Amerikalıya mahkum musunuz?

Yoksa özgür müsünüz?

*Dört ayda bir çöken, sürekli yavaşlayan, kilitlenip kalan, paralı ve virüs bulaşan çürük, hastalıklı Windows XP, Vista vb. sistemleri kullanmaya devam edecek misin?

*Pardus kullanmaya ne dersin? Rahat edersin

*Pardus 2009 çıktı. Yaşasın özgür yazılım.

Not : Çoğu kişi okuduğunda şunu söyleyebilir.Pardus’un yeteri kadar geliştiğine inanmıyorum ve bunun için kullanmıyorum ama unutmayınki Pardus’u geliştirmek sizin elinizde Pardus açık kaynak kodlu bir işletim istemi olduğu için her türlü geliştirmeye açıktır.

Son Not: Yok ben ne formattan anlarım nede pardus’u geliştirebilirim diyenlerede lafımız yok.Umarım bir gün Pardus Dünya devi olur ve tüm dünya Pardus’u kullanır.

E-Dergi 18. Sayı Yayında


Özgürlükİçin Topluluğu’nun yayınladığı e-derginin 18. sayısı yayınlandı.

Bu sayıda TÜBİTAK UEKAE ‘nin müdürü Önder YETİŞ‘le Pardus’un geçmişi ve gelecek planları ile ilgili hoş bir röportaj yaptık. Ayrıca, topluluk yöneticimiz Ali IŞINGÖR‘le hayatı, hedefleri ve Özgürlükİçin’in geleceği hakkında konuştuk.

Dergimize içerik desteği veren OpenOffice.org Türkiye ekibinin yazıları da bu ay bizlerle birlikte. Hesap Tabloları ile ilgili çok güzel 2 yazıyla dergimizi zenginleştirdiler. Gimp yazılarımızın devamı olan katmanlar ile ilgili bir yazımız da sizlere yardımcı olmak için eklendi. Oyun severlerin çok hoşuna gidecek bir yazı olan “En İyi 25 Linux Oyunu” da dergimizde yer alıyor. Topluluğumuzun içinden gelen Ceyhun ALYEŞİL’in yabancılar ve Pardus ile ilgili yazısı da çok ilginizi çekecektir.

Paket tanıtımı, oyun incelemelerinin ve yardımcı belgelerin de yer aldığı ve Pardus topluluğundan Alper SOMUNCU‘nun editörlüğünde hazırlanan 57 sayfalık e-derginin içeriğiyse şöyle:

  • Haberler
  • Özgür Pençe (Aydın GÜNDÜZ)
  • Röportaj: Önder YETİŞ (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Fikri Mülkiyet Mi? Fikri Mükemmeliyet mi? (Erkan TEKMAN)
  • Özgür Lisans ve EULA Farkı (Necmettin BEGİTER)
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor? (Göktuğ KORKMAZ)
  • Hesap Tablosunda Farklı Yönde Sayfalar (Hakan HAMURCU)
  • En İyi 25 Linux Oyunu (Hamit Giray NART)
  • Gimp – Katmanlar Dünyası (Hüseyin SARIGÜL)
  • Şeften OpenOffice.org Reçeteleri (Hakan HAMURCU)
  • Pidgin ile Bağlan Hayata (Abdurrahman OLĞAÇ)
  • Plasma – yaWP Hav Durumu (Kubilay KOCABALKAN)
  • Plasma – Drop to ImagesHack (Göktuğ KORKMAZ)
  • Yabancılara Pardus’u Tanıtmak (Ceyhun ALYEŞİL)
  • Röportaj: Ali IŞINGÖR (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Son Sayfa

E-derginin 18. sayısını ve geçmiş sayıları e-dergi sayfasından indirebilirsiniz.

Okumanızı şiddetle tavsiye ederim :D

Özgür Yazılım Nedir?

pardus-yaz-stajiÖzgür yazılım nedir? Tutsak yazılım olur mu ki özgür yazılım olsun? nasıl bir şeydir bu özgür yazılım, yenir mi içilir mi? özgür yazılım da bizi görecek mi? 😛 Bugün bu sorulara yanıt aramaya çalışalım hep beraber.

Öncelikle “Yazılım nedir?” sorusuna cevap bulalım: Bu konuda TDK Sözlüğü diyor ki: Yazılım; bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü.. Örnek isterseniz kelime işlemci programlar, bilgisayarınız açıldığında CD sürücünüzü, sabit sürücüleri, RAM’i tanıyan BIOS; işletim sistemi, web tarayıcınız, virüslerin kendileri, antivirüs programları hepsi birer yazılımdırlar.

Bu arada bilmemiz gereken bir kavram daha vardır ki o da kaynak kodu(source code)dur. Kaynak kodu, yazılımların nasıl çalıştığı konusunda bize bilgi verir. Kaynak kodu herhangi bir programlama diliyle yazılmış olup (C, C++, Java, Perl gibi) bu dili biliyorsak bizim anlamamızı sağlayacak formdur. Bu kaynak kodları sonra bazı derleyicilerden geçip de bilgisayarınızın anlayacağı hâle getirilir. Yani popüler söylenişiyle 10010000101110101011 gibi 1’ler ve 0’lar (ikili sistem) hâline gelir.

Kapalı Kaynak Kodlu yazılımlar adından da anlaşılacağı üzere bize kaynak kodunu göstermeyen yazılımlardır. Yani bir programı kullanırsınız ama nasıl çalıştığını, bilgisayarınıza o anda neler yaptığını bilemezsiniz. Bunun doğal bir sonucu olarak da herhangi bir sorunla karşılaştığınızda bu sorunun neden dolayı oluştuğunu da kestirmeniz pek mümkün olmaz. Yazılımı geliştirmek sadece o yazılım sahibinin tekelindedir. Yani siz beğenmediğiniz, ya da “şöyle olsa nasıl olurdu?” dediğiniz bir yazılımı istediğiniz şekilde değiştirme hakkına sahip değilsinizdir. Bunu şöyle de örneklendirebiliriz; önünüze sabit menü bir yemek gelmektedir ve tuzu, karabiberi, herşeyi ayarlanmış olduğu size söylenir, size de yemenizi söylerler. Ayrıca o yemeği civar köylerde yapan bir tek kendilerinin olduğunu iddia edip de sizden fahiş fiyatlar isterlerse vay hâlinize…

Bu kaygıları kendi bünyesinde taşıyan insanların kurdukları Özgür Yazılım Vakfı(Free Software Foundation[FSF]) bu konuya el atmıştır. 1970’li yıllarda MIT(Massachusetts Institute of Technology)’nin Yapay Zeka Laboratuarlarında beraber çalıştığı ve aynı şekilde düşündüğü bir grup arkadaşıyla Richard M. Stallman ortaya GNU felsefesini atar. GNU “GNU is Not Unix” manasına gelen özyinelemeli(rekürsif) bir kelimedir. Unix adlı kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerinden ayrı bir manaya geldiğini belirtmek için GNU kelimesini seçmişlerdir…

Peki nedir bu GNU felsefesi? 1985 yılında, özgür yazılımları bir çatı altına toplamak amacıyla kurulan Özgür Yazılım Vakfı, aynı yıl özgür yazılımları korumak amaçlı bir lisans yayınlar. Bu lisansın adı da GPL‘dir(GNU General Public Licence) yani Türkçesi “GNU Genel Kamu Lisansı”. Artık özgür yazılımlarımızı koruyacak bir dayanağımız vardır…

O zaman bu GPL nedir? Nasıl koruyacaktır özgür yazılımları?

  • http://www.belgeler.org/KiTAPLIK/gpl.html adresinden Türkçe çevirisine
  • http://www.gnu.org/licenses/gpl.html adresinden orjinaline ulaşabileceğiniz GPL‘in temel olarak koruduğu 4 hak vardır:
    1. Her türlü amaç için programı çalıştırma özgürlüğü (özgürlük 0).
    2. Programın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü (özgürlük 1). Program kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır.
    3. Yeniden dağıtma ve toplumla paylaşma özgürlüğü (özgürlük 2).
    4. Programı geliştirme ve gelişmiş haliyle topluma dağıtma özgürlüğü (özgürlük 3). Böylece yazılım bütün toplum yararına geliştirilmiş olur. Program kaynak koduna erişim bunun için de bir önşarttır.

Bir yazılım, bu 4 temel hakka da sahipse ‘özgür yazılım’ olarak değerlendirilebilir. Bu noktada şuna değinmekte de yarar var: Özgür yazılımlar hakkında sık rastlanan bir yanlış anlama, özgür yazılımların ücretsiz olduğudur; genellikle böyle olmakla beraber, özgür yazılımlar ücretli olabilirler, fakat kaynak kodları ücretlendirmelerinden bağımsız olarak açıktır.

Peki Özgür Yazılım GNU Felsefesinin bize ne yararı var? Getirdikleri götürdükleri nelerdir? Bir de Linux varmış, o ne ola ki? Bu soruları da bir sonraki yazımızda cevaplamaya çalışacağız…

Avustralya’yı Linux Kurtardı

MS Windows ortamında 1 milyondan fazla virüs mevcut.Avustralya güç kaynağı sisteminde bulunan elektrik şebekesi kontrol odası ağlarına bir virüs bulaşınca, hızlı davranan açık kaynak yazılımcıları sistemi kurtardı.

Bir Windows virüsü, Integral Energy‘nin ağlarını vurdu ve Slashdot’tan yapılan bir açıklamaya göre virüs, kontrol odasındaki operatör görüntü konsollarına kadar yayılmayı başardı.

Kontrol sistemleri departmanında çalışan teknisyenler hızlı davranarak virüs kapmış Windows makinelerini, geliştirme süreçleri için kullandıkları Linux kurulu makinelerle değiştirdiler. Böylece virüsün, kontrol odasındaki tüm operatör ekranlarını ele geçirmesini engellediler.

Rakip ülkelerdeki hacker, terörist ve siber savaşçıların elektrik sistemlerini ele geçirmek isteyebilecekleri korkusuyla pek çok hükümet elektrik şirketlerinin güvenliklerini sorguluyordu. Şimdi açıkça görülüyor ki, Microsoft Windows gibi güvensiz ve virüslerden etkilenen sistemler sayesinde, bu korkular her an gerçek olabilir.

Elektrik Santralinde Windows’un Ne İşi Var?

Güvenlik konularında kötü bir üne sahip MS Windows yüklü makinelerin en kritik sistemlerde kullanılması noktasında endişeler giderek artıyor. Ünlü haber sitesi Slashdot‘ın yaptığı açıklamaya göre, güç şebekesi sistem kontrolü ve veri alımı sağlayıcılarında (SCADA) Solaris Unix kullanılıyor ve operatör konsolları aslında sadece X-windows ekranlara ihtiyaç duyuyor. Sorulması gereken soru şu: Elektrik şebekesini kontrol eden makinelerde Unix üzerine kurulu SCADA sağlayıcıları kullanılabilirken, Windows makinelerin oraya kurulmasına ne gerek vardı?

Sydney Morning Herald’da yayımlanan habere göre, Integral Energy’deki diğer bilgisayarların çoğu da virüsten etkilenmiş ve 1.000’in üzerinde bilgisayarın işletim sistemi tekrar kurulmak zorunda kalmış. Firma sözcüsünün yaptığı açıklamaya göre, “Virüs, müşteriler ya da çalışmalar ile ilgili verileri etkilemedi ve Integral Energy bilgi teknolojileri ağının içinde durduruldu.”

Integral Energy ağını inceleyen danışmanlar, şirketin genel olarak kullandığı IT ağı ile elektrik güç yapısını görüntüleyen ve kontrol eden, diğer ağdan ayrı ve güvenli olması gereken ağın arasında “etkili olmayan bir ayrım” olduğunu, hatta çoğunlukla hiç ayrım olmadığını söylüyor.

Virüs, W32.Virut.CF soyundan geliyor. Bilgisayar güvenlik şirketlerinden Symantec’in İnternet sitesinde yaptığı açıklamaya göre bu virüs türü, özel olarak sinsice dosyalara bulaşmak için yazıldı.

İlginç olan nokta, bu virüsü bulabilmek için yazılmış tanımlar, şubat ayından beri antivirüs yazılımlarında bulunuyor. Bu yüzden virüsün tespit edilmiş olması gerekiyordu. Integral Energy firmasının, güvenlik yazılımlarını ocak ya da daha önceki bir zamandan beri güncellemediği dedikoduları etrafta dolaşıyor.

İşte size, Türkiye’deki resmi ve özel kurumlarda Pardus‘un ve güvenilir Unix türevlerinin yaygınlaştırılması için bir sebep daha 🙂

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑