Bu insanlara neler oluyor…

15 temmuz 2016

15 temmuz 2017

Bir hafta sonra tam bir yıl. İstediklerini yapamayan kudurukların son çaresi hain darbe girişimi. 250 şehit, 2000 üzeri gazi. İnsanlara en güvendikleri, canlarını mallarını namuslarını emanet ettikleri onları can bildikleri üniformalı gavatlar ateş etti. Bir millet sessiz kalmadı o piçler tanklarıyla uçaklarıyla silahsız vatan evlatlarını acımasızca vurdular.

Tanklar acımasızca ezdi. Uçaklar helikopterler insafsızca vurdu. Bu yeryüzünde görülmemiş gaddarlık. İnsafsızlık, edepsizlik.

Kimler:

Okyanus ötesindeki burnunuda memleketide pis pis karıştıran ve buradaki mevcut düzeni herzamanki gibi beğenmeyen eline silah verip adam yerine koyduğumuz dıbıçlar.

Bir tarih varsa başta bu millet yazar. Sonrakiler kopyalar. Bizler bu vatanı yurt edip kutsal saymış bir millet, suriyeli’miyizki kaçıp gidelim.

Asla asla.

Birileri ortadoğu gibi karıştıracaktı ama olmadı. Yine deneyecekler.

Ama bu millet ne yamandır bizden iyi biliyorlar.

Kurtuluş savaşından sonra bile onbinlerce şehit veren  bu vatan evlatları, şehit bayrağı asılmamış ne köy ne kasaba, nede mahalle ve sokak bıraktı. Şehitler tepesi hiç bir hafta boş kalmadı. Gencecik bedenler kara toprağa uğurlandı. Yüzbinlerce gazimiz kiminde kol yok ,kiminde bacak. Kimi yatalak kimi hahsun. Aileler ise hep hüzün. Hep hüzün.

Laf, gevezede bitmez. Bizde biter.

Ama birde bu insanlara neler oluyor.

Birşeylerin farkında olanlar nelerle uğraşıyor. Şuan benim ilçemde şu günlerde belediyenin tertiplediği Görele kemençe ve horon şenliği var. Millet horon tepip göbek atıyor. Hemde 15 temmuza bir hafta varken.

Ben yakıştıramam. Vatan için kutsal bir bayrama an varken. Şehitler ve gaziler bizden herhaldeki göbek değil dua bekler. Şu bir hafta hatımlerle ve hüzünle geçse. Ne olur düğünlerimiz biraz daha mantıklı olsa. Acaba sizin canpareleriniz gitse ve şu yapılanları izleseniz neler hisssedersiniz.

Sizlere neler oluyor.

Hergün bir şehidin düştüğü şu ortamda, aziz şehitlerin hatıralarına biraz özen göstermek lazım gelmezmi.

Ya gözü yaşlı şehit ve gazi yakınları….

Onlar bizleri izliyor.

Bizler çok şehit veren bir milletin fertleri olarak biraz daha dikkatli olmamız gerekir. Hele biz Topal osman ağanın düşmana pervasız uşakları olarak daha çok dikkatli olmamız lazım. Elin ne üdüğü belirsiz milletleri bir şehitleri olunca haftalarca yas tutuyorlar.

Bizde ise ateş düştüğü yeri yakıyor.

Gerisi…..

Birileri var..

askeri darbeBunuda yaşadık. 15 temmuz direnişi ve yenilen bir darbe zihniyeti. Bir nesil dedelerinin yapamadığını yaptı ve askerin üzerine yürüdü.

Yazık bu kamuflaj giymiş serselilere. Bu ne nefret bu ne celal. Silahsız halka ateş edilirmi . Uçaklarla vatan bombalanırmı. Kadınlar çocuklar korkutulurmu. Biz teröristmiyiz. Ordu nedir ya. Ordu milletini koruyan silahlı unsurlardır. Bir milletin üzerine tank sürülürmü. Tankla millet çiğnenirmi. Ayırt etmeden ateş edilirmi. Rezil ettiler tüm dünyaya bizi.

Yazık çok yazık. Şuan şehit sayısı 240 ı geçti. Yazık değilmi bu insanlara. Hep küçümsediniz hor gördünüz. Aptal ,çoban dediniz.
Sizler yüksek maaşlar aldınız. En güzel yerlerde tatil yaptınız. En güzel şeylerden yediniz. En güzel araçlara biner en güzel evlerde kalırsınız.En güzel kadınları alırsınız. Devlet millet imkanlarıyla üniformanın içinde yaşarsınız itibar görürsünüz.

 

Biz millet olarak ordumuzu çok severiz. El üstünde tutarız. Bekamızın garantisi görürüz. Ve polisimizide.

Zira içinizdekibir kısım ne idüğü belirsizler 90 senede milleti perişan etti. İlledede biz ne dersek o dediniz.

Azdınız bir millet sizin gibi düşünmüyor diye. Milletin malıyla milleti vurdunuz.

Ama beceremediniz. Sanıyordunuzki birşey olsa hemen kaçarlar. Ama bu halk kaçmadı. Bu halk cihana hükmeden osmanlının torunları. Bu halk istiklal şavaşını yokluklarla kazanan halk.

Bir gece dayanamadınız.üniforma milletin içindekiler değil Muhakkak hesabınız millet nezdinde görülecek. Ve son hesap Allah tarafından.

O gece bende dışarıdaydım. İnsanlar düğüne gider gibi kavgaya gidiyordu. Bayrak için devlet için. Bu millet tarihte kaç yıl esaret yaşadıki.

Reis rica etti halk direnişe geçti. Yine emreder yine bayrak için millet için yola düşeriz.

Ve dudaklarımızdan aynı türkü dökülür.

Önce vatan millet
sonra bayrak devlet
bu yolda savrulan
birileri var.

GAVATLAR….

Bir millet olamamış, asimile edilememiş fakat kendilerini izole etmiş çok eski bir topluluk…

GAVATLAR….

Kim bunlar.

Nerede yaşarlar..
Nasıl yaşarlar…

Çok eski bir uygarlığın neferleri olan gavatlar hemen hemen dünyanın her yerinde yaşarlar. Kuzey ve güney kutbu hariç. Everesttede olmadıkları söyleniyor. Bunlar zengin fakir orta sınıf olarak bulunuyorlar. Her insan gibi sıradan veya sıra dışı bir hayat sürüyorlar. Yaşamın her noktasında varlar. Sayıları vasatın üzerinde. Genel özellikleri ise şöyledir.gavatlar

Bunlar kamu mallarını beleş kullanırlar. Kamu mallarına zarar verirler. Borçlarını ödemezler. Selam sabah ve bunun gibi beşeri münasebetleri takmazlar. Kötülüğü emreder, iyilikten men ederler. Özeklikle asayişin berkemal olduğu dönemlerde kargaşa çıkarırlar.
Sağı solu pisletirler ve sırf inat olsun diye tuvaletin çanağına sıçıp öyle bırakırlar.

Bir toplum parçası olan Gavatları sizlere kültürümün el verdiği şekilde anlatmaya çalıştım.

Not: Gavat teriminin gerçek anlamını çok insan bilir. Ben burada sözcüğün gerçek anlamı dışında bir misal yaptım. Teşekkür ederim alakanıza…

Sinek yaratmak…

Tek tek saymadım ama söyleyenler dünya nüfusunun 7milyar insan olduğunu bildiriyor. Hiristiyanlar’ın nufusunun müslümanlardan fazla, yahudilerin nufusunun bunlardan çok az olduğu söyleniyor. Ateistlerinse tüm dünya nufusunun yüzde 5’i kadar bile olmadığı ifade ediliyor.

Ve dikkat edin şuan dünyada en nufuslu din olarak putperestlik yaşanıyor. Nasıl olur demeyin. Uzakdoğudaki milletlerin alayı putperest. Çin,japonya,kuzey güney kore,vietnam,kamboçya,tibet,tayvan,tayland vs vs. Hindistanın en az yarısı putperest. Dünyanın diğer yerlerindeki küçük putperest toplumlarıda sayarsanız rahat 2.5milyar insan. İlginç değilmi. O kadar semavi dine ve onca peygambere rağmen hala dünyanın üçte biri dünyanın en eski dini inancınını yaşıyor.

Yüce Allah yüce kitabında putlar dan ve putpereslikten bahsetmiş, putperestlerin ahrette büyük ve yakıcı bir azaba uğrayacaklarını bizlere bildirmiştir. Allah’u teala Hac sure’si 73.ayette onların durumunu kısa ve öz bir şekilde şöyle açıklıyor.

” Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız (taptıklarınız) bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. İsteyende aciz, kendinden istenen de! ”

( Sarı ) Kırmızı’yı severler…

Hepizin gönlünde, fanatiklik seviyesinde bir futbol kulübü tutma hastalığı vardır. Kimimiz fenerbahçe veya beşiktaş, bazımız trabzon veya konya şekersporu tutarız. Herbirimizin gönlünde bir aslan yatar. Çoğumuz hiçbir beklentimiz veya menfaatimiz olmadan bu spor kulüplerine gönül veririz. Onlarla üzülür,çocuklar gibi seviniriz. Onlar için kavga ederiz.
Parti tutarız, bırakırız. Bir derneğe gönül veririz hoşumuza gitmez bırakırız. Sevgilimiz den ayrılırız, karımızı boşarız. Sevdimiz işimizi bırakır, arabamızı satarız. Nadir olsada dinini bile değiştirenlerimiz vardır. Ama tuttuğumuz takımı asla değiştirmeyiz.
Bazen gönül verdimiz takımın kötü bir döneminde kuyruğu dik tutmak, baskılardan kurtulmak için umursamaz birtavır takındığımız zamanlar olsada, içimizde kopan kıvılcımları yine biz biliriz.
Darağacında da olsa son sözümüz Ya Allah değilde sevdiği kulübümüz oluyor. Millete nisbet kocaman bayrakları binalarımıza asar, sırf gıcık olsun diye rakip takımı tutan arkadaşımızın yeni doğmuş çocuğuna kulübümüzün formasını hediye ederiz.
Bu aşk kelimelerle anlatılmaz birşeylerle ifade edilmez. Takımımızın eşofmanını giyip dolaşmanın hazzı bir başkadır. Futbol ve taraftarlık çok farklı bir şeydir.
Biz de haliyle bir spor kulübü taraftarıyız. O nu sever, gurur duyarız. Onun için kızar, üzülürüz. Çocuklar gibi seviniriz. Renklerini görünce heyecanlanırız.
Biz de bir taraftarız.
Biz de bir…
GALATASARAY SK
taraftarıyız…

Ayı’nın selamı var…

Çocukluk yıllarında büyüklerimizden selamı öğrendik bir din öğrenir gibi. Bir mekana girince selamün aleyküm deyin. Size de bu hitap yapılınca aleyküm selam deyin. Zamanla öğrendikki pek çok selam çeşidinin içinden belkide müslüman olduğumuz için bize hoş gelen bu idi. Hala bu şekilde selamlaşmayı çok severim. Bir mekana gireceksem ilk cümlem budur.
İnsanlarımız şükürki sıkça dini selamı kullanmakta. Bu selam şekli iki veya daha fazla kişi arasında ani bir sıcaklık ve güven duygusu sağlıyor. Kaynaşmayı sağlıyor.
Bu arada selamımıza selam,merhaba veya iyi günler diyenlerde var. Bunlar din diye birşeye değer vermeyen tipteki insanlar. Mümkün olursa bu tiplerin yanına zorda kalmadıkça uğramıyorum. Ve önceki davranışlarını unutmadan onların anlayacağı şekilde selam veriyorum.
Hatta selam almamayı huy haline getiren kibirli dinsizlerde varki onları dövesim geliyor. Bir defasında sinirimden elimi sertçe havaya kaldırdım ki uzaktan alınan bir selam muhatabımı benden kurtardı.
Bir video görüntüsü paylaşılıyor tv haber bülteninden. İnsanın gülümsememesi elde değil. Amerikada bir hayvanat bahçesi ve çitlerin arkasında bir boz ayı. İnsanlar el sallıyor, kocaman ayı ayağa kalkıp el sallıyor. Hey Allah’ım sen ne büyüksün. Ayı bunu belliki huy edinmiş. İnsanlarda muzipliği çakmışki hayvanı tebessümler içinde zorluyorlar. Hayvanda hiç boş geçirmiyor herkese selam veriyor. Yanında başka ayı da var ama o seyrediyor olup biteni.
Ağzı yok dili yok(yani konuşamıyor) hareketleri akla ziyan. Sanki anlamazlara iş öğretiyor.
Soruyorum sizlere.
Bu mu ayı yoksa bizim selam almazlar mı?

ince siyaset…

Dikkat ediyorsunuzdur ülkemizin gündemi her hafta yeni bir veya birkaç konu ile değişmekte. Gözlerimizi gazete veya tv haberlerinden alamıyoruz. Aylardır hangi konulara kilitlendik farkındamısınız. Deprem,israil gerginlıği ve buna bağlı akdenızde gaz arama girişimi, terör saldırıları, arap baharı denilen demokratikleşme özgür bir arap yarımadası, komşumuzdaki ekonomik çöküş ve da ha neler neler.
Bazen düşünüyorunda çok az ülkede bukadar gündem sık değişiyordur. Onlarca yıldır her tarafımızı saran bu sorunlarla devlet adamlarımız mücadele etmekte, siyaseten uğraşmaktadırlar. Yine düşünüyorum acaba kanada,hollanda,meksika,galler,surinam,şili,yeni zellanda ya da eski zellanda’da bizdeki kadar gündem değişiyormu.
Bence gündem sadece akdeniz havzası,afrikanın kuzeyi,arap yarımadası, türkiye kafkaslar ve çevresinde çok sıkdeğişiyor. Neden
Bu bölgede petrol var. Değerli maden ve mineral var. Halkların çoğu birlik olmasını öğrenemeyen müslümanlardan oluşuyor. Yine bu bölgelerde binlerce yıldır bir arada yaşamayı öğrenemeyen onlarca ulus var. Açın atlasa bakın. Afrika ve arap yarımadasına. Ülkelerin sınırları cetvelle çizilmiş. Sınırların geneli 80-100 senelik. E artık yeni çizimlere sıra gelmış. Bizide çizeceklerde arada kaynıyoruz. Tarihimiz şanlida ona dua edelim. Siyaseti dünyada biliyoruz da içeride birbirimizi yiyoruz. El menfatı var diye dünyayı yıkıyor. Biz içimizde birbirimizi yiyoruz.
Neyse çok traş yaptık bitirelim gitsin konuyu…

Bulma para….

Abimiz bağırıyor. Hacı yerde bir lira buldum bize 2 çay versene içelim bunla.

Tabi sağdan soldan bağırışmalar başlıyor.

Günah bee. Bulma parayla çay mı içilir.

Abimiz yine bağırıyor. Bırakın arkadaşlar çay içen  varmı onu söyleyin.

Yoo diyor birisi diğeri günah ben içmem diyor.

Tabi muhabbeti bildiğimiz için gülüyoruz. Çayları güle güle üpürdete üpürdete içiyoruz. Tepkiler homurtulara karışıyor çevreden. Ters ters bakıyorlar ve kendilerince buğz ediyorlar. Mubarek çay’ın üzerindende burum burum dumanlar çıkıyor. Hüüüp çekiyoruz karşılıklı ohhh diyoruz. Bu muhabbet abimiz tarafından 3-4 günde bir kesin yapılıyor. Ortada bulma para falan da yok. Bu işin latifesi ve tepkilere bakıp gülüyoruz.

Bu millet arkadaşından borç para alır gününde vermez. Ya da hiç vermez.Birinin dükkanından mal alır veresiye adamı dolandırır kaçar. İhaleye fesat karıştırır, yetim malı yer. Dolandırıcılık yapar ya da kaçakçılık.

Ama iş bulma paraya geldimi namus timsali olur.Kıyameti koparır.

Küçük şeyleri büyütürde, alim ve ahlaklı oluruzda, büyük şeylere gelince ahlaksız ve kaypak. Bir abimiz  bir gün bize şöyle diyor. Ben eski zamanları iyi hatırlıyorum. Şimdi bana dürüslükten dem vuruyorlarda ben şaşırıyorum ve bir şey diyemiyorum.

Siz onu bunu bırakın arkadaşlar. Ben yolda bir lira buldum. Size bir çay ısmarlasam benle şöyle afiyetle içermisiniz….

Sivrisinek saz…

Yaş 35 oldu ve şairin dediği gibi yolun yarısı. Geriye bakıyorum bombok. İlerisi hep beter. Tüküreyim diyorum talihe anasını satayım yinede yapamıyorum hemşerilerim yol üstünde balgamı görür titsinirler. Pislik ruhuma işlemiş aslında da dışarıdan bakanlara bir adam gibi gözüküyoruz onlardan utanıyorum.

Yoksa ben bu çeketimi yağmurlara asarım da ne yse….

Bir de şu ayaklarımı 35 senedir çamurdan kurtaramadım ya ona canım çok sıkılıyor. Allah’a da isyan edemiyorum o yağmurları ben eziyet çekeyim diye yağdırmıyor ya.

Genelde hep şehir merkezlerinin uzakların da yaşadım. Kaldırım taşı çok az gördüm desem inanmayın. İlkokul boyunca hep çamurlu yollarda yürüdüm. Orta okul ve lise de keza. Yüksekokula gittim andır oradada ayakkabılarıma yapıştı. Askere gittik komando olduk çamura yattık. Evlendik iki defa ikamet değiştirdik yine aynı durum.

Yağmura kurban olayım ama şu çamur var ya o beni deli ediyor.

Sağolsun belediye başkanımız ve değerli çalışanları tüm yollarımızı asfalt ve ya kaldırım yaptı. Daha tutunda güzide bozcaali mahallemizden hürriyet mahallemize kadar, ve cillioğlu mahallemize kadar yollarımız daki asfalt şişli belediyemizde bile yok. Ama maalesef yeşiltepe mahallemizin stad arkaları perişan. Oyun oynamaya kelçüğün kavesine siyaseten geliyorlar da  bir zahmet oradan aşağı inip yüzlerce insanın yürüdüğü yolları görmüyorlar. Halka hizmet hakka hizmettir görüşünü herhalde en iyi bilen bu zihniyettir. İlk seçimde oy verdim ama son seçimde oy vermedim. Ellerim kırılsaydı da bu meclise  ilk kez başa geldiklerin de de oy vermeseydim.

Bu milletin çok azının gözü karikatür ve ya resim sergisini görür. Ve ya 3 pare top atışıyla başlayıp kar yağışıyla son bulan ve 20 kişinin izlediği samimiyetten yoksun 13 şubatları. Ya da boy boy fotoğraflarınızı astığınız ilçe şenlikleri.

İslamiyet kibiri ve şekli sevmezken.

İnsanlar temiz ve yaşanabilir bir yerleşim yeri de bekliyorlar. Parklar bahçeler bekliyorlar. Çamursuz çoraksız yollar. Sık sık düzenlenmiş  çöp toplama yerleri. Gidin bakın hastane altına. Yaz aylarında kokudan durulmuyor. Bereket biraz daralttılar da millet biraz rahatladı.

Arkalarında kendilerinden güzel iktidar varda gidiyorlar. O olmasa idi zaten daha gelemezlerdi. Tüm görelenin temizlik ve ıslah işini 15 kişi yapmıyor. 10 çöp 5 inşaat. Geride kalanlar ne yapıyor.

Neyse bu cinsel sorunlarımla sizi daha fazla yormayayım. Ben size bir belgesel anlatayım içiniz açılsın :))

Nabibya’nın savanları aylardır düşmeyen yağışlar yüzünden kupkuru olmuş. Sıcaklık çekilmez boyutlarda. Artık buralarda durmak faydasız. Taze ve yeşil otlakları bulmak gerekli. Yüzbinleri bulan öküz başlı antiloplar deli gibi koşuyorlar ve tozu dumana katıyorlar. Belli ki büyük bir göç bu. Avcılar onları yakından gözetliyor. Ama saldıramazlar henüz çok erken. Yoksa kaza kırım kesin.

Öküz başlı antiloplar kendilerinden emin hedeflerine ilerliyorlar. Önlerindeki tehlikelerden habersizler. Çok geçmez tehlikenin farkına varırlar ama yapacak çok şeyde yoktur. Devasa büyüklükteki bu sürüler biraz  fire vereceklerdir…….

 

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑