Mektup var…

Elinde bir zarf topallaya topallaya yanıma geliyor. Sevinçli gözler ışıl ışıl. Yeğenim okusana meclisten gelmiş ne yazıyor. Bakıyorum zarfın üzerinde Tbmm, onun ismi milletvekilinin ismi. İç kısmında neyin tebriği inanın hatırlamıyorum. Milletvekili kim iktidar kim o kadar değişken ki o yıllar inanın bilmiyorum. Ben 15 li yaşlardayım yıl 90 ların başları.

Gülüyorum ve anlatıyorum durumu ona. Parti üyelerine hep gönderilir bu. Adam seni tanımaz sekreterlerine şirinlik olsun diye postalatırlar.

Anlamıyor ki söylediklerimi sevinçli yolda selam verilmezken meclisten mektubu var. Demez mi bizde cevap yazalım diye. Abi diyorum değmez. Vekile ulaşmaz. Ulaşsa ne olacak. Yok artık, beyaz kağıdı ve boş zarfıda hazırlamış önüme koyuyor. Yazdım mı bir şeyler onu da hatırlamıyorum.

Birde mektubu  aldığını duyan bir kaç aymaz onunla dalgada geçiyor.

Şu var.

Bu adam o yıllarda garibanlık ta Görele’de ilk on’da. Tam konuşamıyor  kendini ifade edemiyor ve aşırı aksak.  Engelli maaşı ve işporta tezgahı ile geçiniyor. Ana baba kardeş yok. Tek odada kirada kalıyor sobası bile yok. Üstünde giydiğinden başka giysisi yok. Hanımı yok çocuğu yok.

Vekilin de suçu yok. Bilmez tanımaz.

Ama suç ondan bile siyasi menfaat elde etmeye çalışıp onu parti üyesi yapan Güzel köyün uyanıkların da.

Bu insanlara neler oluyor…

15 temmuz 2016

15 temmuz 2017

Bir hafta sonra tam bir yıl. İstediklerini yapamayan kudurukların son çaresi hain darbe girişimi. 250 şehit, 2000 üzeri gazi. İnsanlara en güvendikleri, canlarını mallarını namuslarını emanet ettikleri onları can bildikleri üniformalı gavatlar ateş etti. Bir millet sessiz kalmadı o piçler tanklarıyla uçaklarıyla silahsız vatan evlatlarını acımasızca vurdular.

Tanklar acımasızca ezdi. Uçaklar helikopterler insafsızca vurdu. Bu yeryüzünde görülmemiş gaddarlık. İnsafsızlık, edepsizlik.

Kimler:

Okyanus ötesindeki burnunuda memleketide pis pis karıştıran ve buradaki mevcut düzeni herzamanki gibi beğenmeyen eline silah verip adam yerine koyduğumuz dıbıçlar.

Bir tarih varsa başta bu millet yazar. Sonrakiler kopyalar. Bizler bu vatanı yurt edip kutsal saymış bir millet, suriyeli’miyizki kaçıp gidelim.

Asla asla.

Birileri ortadoğu gibi karıştıracaktı ama olmadı. Yine deneyecekler.

Ama bu millet ne yamandır bizden iyi biliyorlar.

Kurtuluş savaşından sonra bile onbinlerce şehit veren  bu vatan evlatları, şehit bayrağı asılmamış ne köy ne kasaba, nede mahalle ve sokak bıraktı. Şehitler tepesi hiç bir hafta boş kalmadı. Gencecik bedenler kara toprağa uğurlandı. Yüzbinlerce gazimiz kiminde kol yok ,kiminde bacak. Kimi yatalak kimi hahsun. Aileler ise hep hüzün. Hep hüzün.

Laf, gevezede bitmez. Bizde biter.

Ama birde bu insanlara neler oluyor.

Birşeylerin farkında olanlar nelerle uğraşıyor. Şuan benim ilçemde şu günlerde belediyenin tertiplediği Görele kemençe ve horon şenliği var. Millet horon tepip göbek atıyor. Hemde 15 temmuza bir hafta varken.

Ben yakıştıramam. Vatan için kutsal bir bayrama an varken. Şehitler ve gaziler bizden herhaldeki göbek değil dua bekler. Şu bir hafta hatımlerle ve hüzünle geçse. Ne olur düğünlerimiz biraz daha mantıklı olsa. Acaba sizin canpareleriniz gitse ve şu yapılanları izleseniz neler hisssedersiniz.

Sizlere neler oluyor.

Hergün bir şehidin düştüğü şu ortamda, aziz şehitlerin hatıralarına biraz özen göstermek lazım gelmezmi.

Ya gözü yaşlı şehit ve gazi yakınları….

Onlar bizleri izliyor.

Bizler çok şehit veren bir milletin fertleri olarak biraz daha dikkatli olmamız gerekir. Hele biz Topal osman ağanın düşmana pervasız uşakları olarak daha çok dikkatli olmamız lazım. Elin ne üdüğü belirsiz milletleri bir şehitleri olunca haftalarca yas tutuyorlar.

Bizde ise ateş düştüğü yeri yakıyor.

Gerisi…..

Birileri var..

askeri darbeBunuda yaşadık. 15 temmuz direnişi ve yenilen bir darbe zihniyeti. Bir nesil dedelerinin yapamadığını yaptı ve askerin üzerine yürüdü.

Yazık bu kamuflaj giymiş serselilere. Bu ne nefret bu ne celal. Silahsız halka ateş edilirmi . Uçaklarla vatan bombalanırmı. Kadınlar çocuklar korkutulurmu. Biz teröristmiyiz. Ordu nedir ya. Ordu milletini koruyan silahlı unsurlardır. Bir milletin üzerine tank sürülürmü. Tankla millet çiğnenirmi. Ayırt etmeden ateş edilirmi. Rezil ettiler tüm dünyaya bizi.

Yazık çok yazık. Şuan şehit sayısı 240 ı geçti. Yazık değilmi bu insanlara. Hep küçümsediniz hor gördünüz. Aptal ,çoban dediniz.
Sizler yüksek maaşlar aldınız. En güzel yerlerde tatil yaptınız. En güzel şeylerden yediniz. En güzel araçlara biner en güzel evlerde kalırsınız.En güzel kadınları alırsınız. Devlet millet imkanlarıyla üniformanın içinde yaşarsınız itibar görürsünüz.

 

Biz millet olarak ordumuzu çok severiz. El üstünde tutarız. Bekamızın garantisi görürüz. Ve polisimizide.

Zira içinizdekibir kısım ne idüğü belirsizler 90 senede milleti perişan etti. İlledede biz ne dersek o dediniz.

Azdınız bir millet sizin gibi düşünmüyor diye. Milletin malıyla milleti vurdunuz.

Ama beceremediniz. Sanıyordunuzki birşey olsa hemen kaçarlar. Ama bu halk kaçmadı. Bu halk cihana hükmeden osmanlının torunları. Bu halk istiklal şavaşını yokluklarla kazanan halk.

Bir gece dayanamadınız.üniforma milletin içindekiler değil Muhakkak hesabınız millet nezdinde görülecek. Ve son hesap Allah tarafından.

O gece bende dışarıdaydım. İnsanlar düğüne gider gibi kavgaya gidiyordu. Bayrak için devlet için. Bu millet tarihte kaç yıl esaret yaşadıki.

Reis rica etti halk direnişe geçti. Yine emreder yine bayrak için millet için yola düşeriz.

Ve dudaklarımızdan aynı türkü dökülür.

Önce vatan millet
sonra bayrak devlet
bu yolda savrulan
birileri var.

GAVATLAR….

Bir millet olamamış, asimile edilememiş fakat kendilerini izole etmiş çok eski bir topluluk…

GAVATLAR….

Kim bunlar.

Nerede yaşarlar..
Nasıl yaşarlar…

Çok eski bir uygarlığın neferleri olan gavatlar hemen hemen dünyanın her yerinde yaşarlar. Kuzey ve güney kutbu hariç. Everesttede olmadıkları söyleniyor. Bunlar zengin fakir orta sınıf olarak bulunuyorlar. Her insan gibi sıradan veya sıra dışı bir hayat sürüyorlar. Yaşamın her noktasında varlar. Sayıları vasatın üzerinde. Genel özellikleri ise şöyledir.gavatlar

Bunlar kamu mallarını beleş kullanırlar. Kamu mallarına zarar verirler. Borçlarını ödemezler. Selam sabah ve bunun gibi beşeri münasebetleri takmazlar. Kötülüğü emreder, iyilikten men ederler. Özeklikle asayişin berkemal olduğu dönemlerde kargaşa çıkarırlar.
Sağı solu pisletirler ve sırf inat olsun diye tuvaletin çanağına sıçıp öyle bırakırlar.

Bir toplum parçası olan Gavatları sizlere kültürümün el verdiği şekilde anlatmaya çalıştım.

Not: Gavat teriminin gerçek anlamını çok insan bilir. Ben burada sözcüğün gerçek anlamı dışında bir misal yaptım. Teşekkür ederim alakanıza…

Sinek yaratmak…

Tek tek saymadım ama söyleyenler dünya nüfusunun 7milyar insan olduğunu bildiriyor. Hiristiyanlar’ın nufusunun müslümanlardan fazla, yahudilerin nufusunun bunlardan çok az olduğu söyleniyor. Ateistlerinse tüm dünya nufusunun yüzde 5’i kadar bile olmadığı ifade ediliyor.

Ve dikkat edin şuan dünyada en nufuslu din olarak putperestlik yaşanıyor. Nasıl olur demeyin. Uzakdoğudaki milletlerin alayı putperest. Çin,japonya,kuzey güney kore,vietnam,kamboçya,tibet,tayvan,tayland vs vs. Hindistanın en az yarısı putperest. Dünyanın diğer yerlerindeki küçük putperest toplumlarıda sayarsanız rahat 2.5milyar insan. İlginç değilmi. O kadar semavi dine ve onca peygambere rağmen hala dünyanın üçte biri dünyanın en eski dini inancınını yaşıyor.

Yüce Allah yüce kitabında putlar dan ve putpereslikten bahsetmiş, putperestlerin ahrette büyük ve yakıcı bir azaba uğrayacaklarını bizlere bildirmiştir. Allah’u teala Hac sure’si 73.ayette onların durumunu kısa ve öz bir şekilde şöyle açıklıyor.

” Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız (taptıklarınız) bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. İsteyende aciz, kendinden istenen de! ”

( Sarı ) Kırmızı’yı severler…

Hepizin gönlünde, fanatiklik seviyesinde bir futbol kulübü tutma hastalığı vardır. Kimimiz fenerbahçe veya beşiktaş, bazımız trabzon veya konya şekersporu tutarız. Herbirimizin gönlünde bir aslan yatar. Çoğumuz hiçbir beklentimiz veya menfaatimiz olmadan bu spor kulüplerine gönül veririz. Onlarla üzülür,çocuklar gibi seviniriz. Onlar için kavga ederiz.
Parti tutarız, bırakırız. Bir derneğe gönül veririz hoşumuza gitmez bırakırız. Sevgilimiz den ayrılırız, karımızı boşarız. Sevdimiz işimizi bırakır, arabamızı satarız. Nadir olsada dinini bile değiştirenlerimiz vardır. Ama tuttuğumuz takımı asla değiştirmeyiz.
Bazen gönül verdimiz takımın kötü bir döneminde kuyruğu dik tutmak, baskılardan kurtulmak için umursamaz birtavır takındığımız zamanlar olsada, içimizde kopan kıvılcımları yine biz biliriz.
Darağacında da olsa son sözümüz Ya Allah değilde sevdiği kulübümüz oluyor. Millete nisbet kocaman bayrakları binalarımıza asar, sırf gıcık olsun diye rakip takımı tutan arkadaşımızın yeni doğmuş çocuğuna kulübümüzün formasını hediye ederiz.
Bu aşk kelimelerle anlatılmaz birşeylerle ifade edilmez. Takımımızın eşofmanını giyip dolaşmanın hazzı bir başkadır. Futbol ve taraftarlık çok farklı bir şeydir.
Biz de haliyle bir spor kulübü taraftarıyız. O nu sever, gurur duyarız. Onun için kızar, üzülürüz. Çocuklar gibi seviniriz. Renklerini görünce heyecanlanırız.
Biz de bir taraftarız.
Biz de bir…
GALATASARAY SK
taraftarıyız…

Ayı’nın selamı var…

Çocukluk yıllarında büyüklerimizden selamı öğrendik bir din öğrenir gibi. Bir mekana girince selamün aleyküm deyin. Size de bu hitap yapılınca aleyküm selam deyin. Zamanla öğrendikki pek çok selam çeşidinin içinden belkide müslüman olduğumuz için bize hoş gelen bu idi. Hala bu şekilde selamlaşmayı çok severim. Bir mekana gireceksem ilk cümlem budur.
İnsanlarımız şükürki sıkça dini selamı kullanmakta. Bu selam şekli iki veya daha fazla kişi arasında ani bir sıcaklık ve güven duygusu sağlıyor. Kaynaşmayı sağlıyor.
Bu arada selamımıza selam,merhaba veya iyi günler diyenlerde var. Bunlar din diye birşeye değer vermeyen tipteki insanlar. Mümkün olursa bu tiplerin yanına zorda kalmadıkça uğramıyorum. Ve önceki davranışlarını unutmadan onların anlayacağı şekilde selam veriyorum.
Hatta selam almamayı huy haline getiren kibirli dinsizlerde varki onları dövesim geliyor. Bir defasında sinirimden elimi sertçe havaya kaldırdım ki uzaktan alınan bir selam muhatabımı benden kurtardı.
Bir video görüntüsü paylaşılıyor tv haber bülteninden. İnsanın gülümsememesi elde değil. Amerikada bir hayvanat bahçesi ve çitlerin arkasında bir boz ayı. İnsanlar el sallıyor, kocaman ayı ayağa kalkıp el sallıyor. Hey Allah’ım sen ne büyüksün. Ayı bunu belliki huy edinmiş. İnsanlarda muzipliği çakmışki hayvanı tebessümler içinde zorluyorlar. Hayvanda hiç boş geçirmiyor herkese selam veriyor. Yanında başka ayı da var ama o seyrediyor olup biteni.
Ağzı yok dili yok(yani konuşamıyor) hareketleri akla ziyan. Sanki anlamazlara iş öğretiyor.
Soruyorum sizlere.
Bu mu ayı yoksa bizim selam almazlar mı?