Tetris…

Tam doğrusunu tarihçiler bilir ama ben 88-89 yılları tahmin ediyorum. Görelede sinemanın yanındaki kahvehanenin kapısına bir langırt masası koydular ve saat hesabı para topluyorlar. Bir ilgi var dolup taşıyor. Kahveci çaydan o kadar para kazanamıyor. Oynayan 4 kişi izleyen cenaze cemaati gibi. Biz çocuğuz büyüklerden fırsat bulup oynama şansımız yok. ​
İzlemeyi bile başaramıyoruz. Millet sığamıyor sandalyelerin üzerinden takip ediyor musabakayı. Sanki fenerbahçe-galatasaray maçı oynanıyor yer de şükrü saraçoğlu. Oyun sırası için ransevu bir hafta sonrasına veriliyor. Sinemadaki porno filmlerin bile seyirci sayısı yarı yarıya düştü. Bizde mecburen filmlere gidiyoruz 🙂

Aylar sonra berbere traş oluyorum. Berber dediki ;

 -şu kalabalığa bak. Şu langırtın kazandığı parayı Görelede hiçbir esnaf kazanamaz. 

İçeride ki müşterilerden biri Tan gazetesinden kafasını kaldırarak;

– Abi kiziroğluda kazanamazmı. 

-Neh dedi berber ve güldü küçümseyerek kiziroğlunu.

 O yıllarda kiziroğlu bir market arı kovanından beter çalışıyor.
O yıllarda hiç bir şey yok. Televizyon tek kanal,internet telefon kaymakamda bile yok.İnternet kesin yok ta telefon olabilir.

 İnsanlar o yıllarda duyduklarıyla iman ederler güney imamlarına tabi olurlardı.​

90 lı yılların başında bir tane atari salonu açıldıki orası da karıştı. Mısır çarşısı sanki göreleye geldi. Koca vitrin gibi makineler oyun mortal combat. İleri geri hareket yumruk vur tekme at. Millet akın akın geliyor. Ev de hızanını arayan atari salonunda buluyor. Ama biz yine oynamak için sıra bulamıyoruz. 


 kLise eğitimi bitince gezmeye aşağıya (istanbul) gittim. Baktım akranlarımın evinde brick game var sevinçten oynamak için sarıldım ama bizdeki şans bozuk çıktı. İlk vakit beşiktaştan hemen aldım. Beşiktaşın aslında bir ilçenin adı olduğunuda o vakit öğrendim.

Oyna oyna bıkılmıyor. Benden başka herkeste oynuyor. Cihaza gece bile rahat yok bakkalda pil kalmadı bende para. Göreleye dönmek için haremden hareket ettik mecburen.​

Otobüste oynuyorum yolcular istiyor eve geldim bacımdan kurtaramıyorum. Ne çıkmaz canı var aletin terden sırıl sıklam oluyorda yinede çalışıyor.

Gel zaman git zaman önlisans eğitimi alıyorum Artvine yurda götürdüm. Benden çok oda arkadaşları oynuyor. Başka odalardan gelenler utana sıkıla istiyorlar. Veriyorum yeni nesle eğitimleri eksik kalmasın diye.

Birgün baktım ki;

Tetris 10 gündür piyasada yok. Kızdım iz takibine koyuldum ve yurt müdüründe buldum. Suratını asarak elcezime verdi.​ 🙂

Şimdi aklıma geliyorda o günler kendi kendime gülüyorum. Yıllar sonra kendime bilgisayar aldım. O yılların en baba oyunu counter strike idi. O oyunu ben 3 sene oynadım. Millet beş sene oynadı. Yok artık dedik bundan güzelide olmaz.

Tabi büyük konuştuk. Şimdi benim çocuğun oynadıklarını görüyorum şaşıyorum. Sanki gerçek bir savaş sahnesi. Bunuda insanmı yaptı diyorum.


lakin o kadar çok oyun varki çocuklarda doyum yok. Ay tutmadan sıkılıp başka yüklüyorlar.

Eskiden yaşlılar zamane hızanları derdiler.

Birde

Bizden iş geçti artık…

Son Alaskalılar…

Belgesel giriş tanıtımını aynen veriyorum.​


Artic ulusal vahşi yaşam sığınağı, birleşik devletlerdeki (usa) en büyük vahşi yaşam sığınağıdır. Büyüklüğü aşağı yukarı, güney karolina eyaleti kadardır. 

Yollara ulaşmak için belki yüzlerce belki binlerce km kat etmek zorundasınız. 

1980 de Birlesik devletler hükümeti (usa), bu sığınakta insan yaşamını yasakladı. Sadece ruhsatı olan 7 kulübeye izin verildi.

-Ruhsatlarımız en küçük çocuğumuz ölene kadar devam edecek. 

-Yüz yıl içinde burada kimse kalmayacak.

-Biz son jenerasyonuz.

-Bizler sonuncuyuz…



Diye başlayan güzel bir belgesel. ​
ORJİNAL ADI: THE LAST ALASKANS


Şuan sadece 5 kulübedeki yaşamlar anlatılıyor. Her kulübe birbirine yüzlerce km uzaklıkta. Tek başına yaşayanlar bile var. Kışın eksi 40 lar termometreye vuruyor. Avcılık ve tuzakçılıkla hayatlarını idame ettiriyorlar. Yol su ve elektrik yok. Temel ihtiyaçlarını pervaneli küçük uçaklar binlerce dolara yüzlerce km uzaktan getiriyor. Dünya ile iletişimleri radyo ve telsiz.

İşin ilginç yanı bölge kutba çok yakın ve tüm alaskaya oranla av hayvanı oldukça az.
İzlemeye değer güzel bir belgesel. Manevi açıdanda ilginç. Yaşadıkları topraklar, mal olarak torunlarına kalamıyor. Yani tam bir yokoluş.

Yaşadıkları yeri bir başka seviyorlar. Orada ölmek istediklerini durmadan ifade ediyorlar. 

Hiçbirşeyin sonsuza kadar sürmeyeceğini de…​​

This is my life…

Bir kanat şıkırtısı dalların hizasında. Bir esinti avanak ıslatanı kovalayan. Bazen bembeyaz ormanlar kristelleşen billur sular. Dallar yeşilin her tonu, dağlar turuncunun. ​

Bir sis akıyor iz gibi vadiden. Kimini gösteriyor kimini biraz gizliyor. Güneş mi oda zaten bazen var bazen yok.
Gök mavi mi yoksa grinin yuvarlanan korkunç gümbürtüsü. Bir yıldırım taa uzaklardan. Sesi kulağa, ışığı göze ziyan. Karanlıklar parça parça. Bastığım yer katır kutur.

Soğuk demir içi titretiyor ama daha bir sıkı sarılıyorum ona.. Gözler kaygılı ufukta şarkta garpta. 

Simsiyah bulutlar sarıyor semayı. Bembeyaz lebblebiler düşüyor meşe ormanına. Bir patırtıki karatavuk alarm veriyor. Kaçan kaçana. Yerler anında bembeyaz . Yaprakların üzerinde dolular dans ediyor.

Son bir yaprak daha düşüyor uçarak beyaz yorganına..

Saçlar ıslak, yüz damla damla. Kovalayan kaçan bir ülperti ve gözlerdeki şaşırtan ışıltı. 

İşte bu benim. 

Benim hayatım.

15 Temmuz….

Pırıl pırıl bir 15 Temmuz akşamı. Binlerce yıldız gökte, milyonlarca yıldız yerde. Gözler gökte, eller kalpte. Tam bir yıl önceydi Reis gelin dedi bir ulus canlarıyla ve kanlarıyla tanklara karşı geldiler. Reis yine gelin dedi biryıl sonra yine bir ulus Yıldızlardan çok döküldüler yerlere.

Aziz millet, Dedelerinin asil torunlarıyine dedeleri gibi gözü kara, kararlı.Ne büyük millet ki bu millet, binlerce senedir ayakta. Devlet ismi değişir ama millet toprak değişmez.Çehreler değişir fakat kalpler değişmez.Şartlar değişir ama karar değişmez.

Başbakanımızın dediği gibi;

Çok yıldızlı bayrakların değil, ay yıldızlı bayrağın altında.

Pırıl pırıl yüzler. Ay’danda yıldız’dan da pak.

Söylenecek söz çok dil kifayetsiz.

Ben bir aciz kul;

Yüce Allah’tan bu vatan uğruna binlerce yıldır canlarıyla kanlarıyla mücadele etmiş tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, Gazilerimizede şükranlaımı sunuyorum.

Vatan tek

Bayrak tek

Millet tek

Devlet tek.

Ve bunlar bir hilal uğruna, Bu vatan yoprağının her karışını kanlarıyla ıslanmış yüzbinlerce şehidimizin  sayesinde olmuştur.

Bu mukaddese sahip çıkmak atalarımıza minnet vefa, torunlarımıza mirastır.

Mukakkaki

Vatan sevgisi imandandır.

 

 

Bulutlar da benim gibi…

Gözlerim ufukta belli belirsiz kimi zaman kaybolup tekrar gözüken geminin ışıklarında. Ben gürültüyle kayalara vuran köpüklerin içindeyim. Şemsiyeme daha bir sarılıyorum. Yağmurmu yoksa dalgamı kapar. Yoksa gecenin bilinmezliği mi. Rüzgâr yanaklarımı durmadan ısırıyor.
Ben ben
Karanlıklar içindeyim.

Yıldırım,gökgürültüsü,yağmur,rüzgar

Daha bir sarılıyorum kabanıma şemsiyeme. Yağmur ne gaddar. Rüzgar acımasız. Isık ve ses tarifsiz korkutuyor.

Dövüyorlar

Dövüyorlar

Dövüyorlar beni.

Daha bir kuvvetle asılıyorum cıgarama.O ıslak gelmiyor duman o da benim gibi çaresiz. Daha bir dalıyorum ona. Bakıyorum da bakıyorum. Çok şeyler çok şeyler. Tesbih gibi çeksen epey çekersin. Dışarda fırtına yağmur damlalar yüzümden aşağı. Sırılsıklam.

Şemsiye,mont,pantolon, ayakkabı

Seçemiyorum,

Geminin ışıkları artık belli belirsiz. Görmek için daha bir kısıyorum gözlerimi ama nafile. Seviniyorum yinede. Başaracak o diyorum içimden. Fırtınaya rağmen kararlı ve tam istikamet üzere.

Kayboluyor artık.

Göremiyorum.

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Belki birkaç bin yıl. Dalıyorumda dalıyorum. Uzun bir sessizlik. ve

Birden o ses….

Sabah ezanı……………………

 

Bir Ömer…

ömerDuyduğumdan beri fotoğrafına bakıp ağlıyorum. Bir itaatin ve pervasız vatanseverliğin sembolü oldun. 15gün öncesi bende dahil çok insan seni tanımıyordu. Artık milyonlar tanıyor.

Kahraman astsubay Ömer Halisdemir.

Sende bir hilal uğruna toprağa düşüp devleştin. Yüce Rabbim sana rahmetiyle muamele etsin.ömer halisdemir

Senin ve senin gibi bu musibette şehit olan 250 vatan evladına ağlıyor ve dua ediyoruz.

Ailen müsterih olsun. Ömer artık bizim abimiz, amcamız, kardeşimiz.. .
Milyonlarca ona dua eden var.

O artık bir Ömer…

Birgün canım bu bedenden çıkmadan,Rabbim izin verirse seninde kabrini ziyaret etmeyi canı gönülden çok istiyorum.

 

Kahraman asker, büyük şehit…