15 Temmuz….

Pırıl pırıl bir 15 Temmuz akşamı. Binlerce yıldız gökte, milyonlarca yıldız yerde. Gözler gökte, eller kalpte. Tam bir yıl önceydi Reis gelin dedi bir ulus canlarıyla ve kanlarıyla tanklara karşı geldiler. Reis yine gelin dedi biryıl sonra yine bir ulus Yıldızlardan çok döküldüler yerlere.

Aziz millet, Dedelerinin asil torunlarıyine dedeleri gibi gözü kara, kararlı.Ne büyük millet ki bu millet, binlerce senedir ayakta. Devlet ismi değişir ama millet toprak değişmez.Çehreler değişir fakat kalpler değişmez.Şartlar değişir ama karar değişmez.

Başbakanımızın dediği gibi;

Çok yıldızlı bayrakların değil, ay yıldızlı bayrağın altında.

Pırıl pırıl yüzler. Ay’danda yıldız’dan da pak.

Söylenecek söz çok dil kifayetsiz.

Ben bir aciz kul;

Yüce Allah’tan bu vatan uğruna binlerce yıldır canlarıyla kanlarıyla mücadele etmiş tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, Gazilerimizede şükranlaımı sunuyorum.

Vatan tek

Bayrak tek

Millet tek

Devlet tek.

Ve bunlar bir hilal uğruna, Bu vatan yoprağının her karışını kanlarıyla ıslanmış yüzbinlerce şehidimizin  sayesinde olmuştur.

Bu mukaddese sahip çıkmak atalarımıza minnet vefa, torunlarımıza mirastır.

Mukakkaki

Vatan sevgisi imandandır.

 

 

Bulutlar da benim gibi…

Gözlerim ufukta belli belirsiz kimi zaman kaybolup tekrar gözüken geminin ışıklarında. Ben gürültüyle kayalara vuran köpüklerin içindeyim. Şemsiyeme daha bir sarılıyorum. Yağmurmu yoksa dalgamı kapar. Yoksa gecenin bilinmezliği mi. Rüzgâr yanaklarımı durmadan ısırıyor.
Ben ben
Karanlıklar içindeyim.

Yıldırım,gökgürültüsü,yağmur,rüzgar

Daha bir sarılıyorum kabanıma şemsiyeme. Yağmur ne gaddar. Rüzgar acımasız. Isık ve ses tarifsiz korkutuyor.

Dövüyorlar

Dövüyorlar

Dövüyorlar beni.

Daha bir kuvvetle asılıyorum cıgarama.O ıslak gelmiyor duman o da benim gibi çaresiz. Daha bir dalıyorum ona. Bakıyorum da bakıyorum. Çok şeyler çok şeyler. Tesbih gibi çeksen epey çekersin. Dışarda fırtına yağmur damlalar yüzümden aşağı. Sırılsıklam.

Şemsiye,mont,pantolon, ayakkabı

Seçemiyorum,

Geminin ışıkları artık belli belirsiz. Görmek için daha bir kısıyorum gözlerimi ama nafile. Seviniyorum yinede. Başaracak o diyorum içimden. Fırtınaya rağmen kararlı ve tam istikamet üzere.

Kayboluyor artık.

Göremiyorum.

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Belki birkaç bin yıl. Dalıyorumda dalıyorum. Uzun bir sessizlik. ve

Birden o ses….

Sabah ezanı……………………

 

Bir Ömer…

ömerDuyduğumdan beri fotoğrafına bakıp ağlıyorum. Bir itaatin ve pervasız vatanseverliğin sembolü oldun. 15gün öncesi bende dahil çok insan seni tanımıyordu. Artık milyonlar tanıyor.

Kahraman astsubay Ömer Halisdemir.

Sende bir hilal uğruna toprağa düşüp devleştin. Yüce Rabbim sana rahmetiyle muamele etsin.ömer halisdemir

Senin ve senin gibi bu musibette şehit olan 250 vatan evladına ağlıyor ve dua ediyoruz.

Ailen müsterih olsun. Ömer artık bizim abimiz, amcamız, kardeşimiz.. .
Milyonlarca ona dua eden var.

O artık bir Ömer…

Birgün canım bu bedenden çıkmadan,Rabbim izin verirse seninde kabrini ziyaret etmeyi canı gönülden çok istiyorum.

 

Kahraman asker, büyük şehit…

Açtı mola şu ….

hikmetyıldızgöreleNefesim biraz düzeliyor ve oturduğum yerde başımı kaldırıp bakıyorum. Fındık yeşili,armut yeşili,erik yeşili,mandalina yeşili daha neler neler. çocukluğumun geçtiği eski ev ve onun kapıları. Yine buralara bahar gelmiş ama her yer ı eski yerler değil. Virane olmaya çok yaklaşmış. Kapılar ot bağlamış dallar sapa sola sarkmış. Yol olmayan kapıya yol gelmiş, Ninemin evi yıkılmış yerine aparman yapılmış.

Ey gidi günler ey. Gözümde bir film şeridi gibi geçiyor anılar. Babaannem sanki ineklerle ahırdan çıkıyor. Dedem kapıdaki armut ağacının dibinde oturmuş sanki enfiyesini çekiyor. Kardeşlerin etrafta geziyor ,annem ocak başında aş hazırlıyor . Eski çöten yok artık. Köpek kulübemde. Ne babaannemin otu samanı nede annemin yakacak odunu. Hele nerde dedemin tavukları.

Bahar gelmiş buralara ey adına dulandığım yüce Rabbim. Bakıyor bakıyorum. çokta güzel günler geçirmedim buralarda ama yinede çok seviyorum.

Gözüm tarladaki büyük armut ağacına gidiyor. Hiç değişmeyen o var. 40sene evvelde sanki aynıydı. Yemişi lezzetsiz ama heybeti harika. Bu armutu belki başka hiçbir yerde görmedim. Belki bu cins armutun son ağacı.

Bir tazelik kokusu doluyor burnuma. Bu baharın ilk kokusu. Ve senede birkez birkaç gün oluyor. Kalkıyorum yerinden ve getirdiğim poşeti alıp eski tarlamıza iniyorum. Kalırsa benden yine birşey kalsın diye bir portakal fidanı getirmiştim onu buluşturuyorum toprakla. Çokta küçük bir fidan otların boyu kadar. çeviriyorum etrafını çalılarla ezilmesin diye. Artık dönelim sonkez bakıyorum geriye ve o sivas türküsü dökülüyor dudaklarımdan.

Sarardım ben sarardım,senin için sarardım.
Baş yastıkta göz yolda,her geçene sorardım.
Ak dağlar yeşil bağlar, gurbette yarim (garip) ağlar.

Açtı mola şu sivasın gülü yaprağı, çekti bizi bu yerlerin suyu toprağı…

Allah yar yar….

Trt de gördüm. Şok oldum. Bu nasıl bir yorum, nasıl bir ses. Cem karaca söylüyor. Allah yar yar..

Tüylerim diken diken oldu. Bu şarkıyı daha önce duymuştum ama çok ilgimi çekmemişti. Belki dikkatli dinlemedim. Geçenlerde trt de görünce ekrana yapışıp kaldım. Sonra defalarca internetten dinledim ve ağladım. Cem karaca’ya neler söylerler birde. Bir dervişin ağzından bile böyle Allah yar denildiğini duymadım. Nasıl bir yorum aman Allah’ım.

İçim titredi dinlerken ve ağladım. Yüce rabbim ona rahmet eylesin. Mekanın cennet olsun Cem Karaca…

Yine bir sonbahar….

1462654447672Yine bir sonbahar. Bir insan ömrü gibi belki 50 belki 60. Mevsimler de doğuyor, büyüyor,yaşlanıyor ve ölüyor. Ne güzel mevsim yinede sonbahar. Bin bir çeşit kahverengi ve sarının tonları. Uçuşan yapraklar ve saçları okşayan serin rüzgar. Hele yokmu insanı tırmalayan üşüten yağmur.

1462654447499Sonbahar çok güzel mevsim. Son gayretler. Yakacak yiyecek. Turşular, reçeller son kalan tahıllar. Nerede o yakıcı güneş. Yok ki. Yeter diyor size aylarca çalıştığım. Birazda güneye ççalışayım. Sizde farklı şeyler görün onlarda görsünler.

Fani ömür bir sonbahar masalı. Her şey gelip geçiçi. insan pencereden bir bakıp geçermiş. Sonra bir başkası bir başkası. İlk bakan bir daha bakabiliyormu bu güzelliğe. Tükeniyoruzda damla damla sonbahar gibi hala pek çoğumuz farkında bile değil. Yaprakların döküldüğü, yağmurların suladığı bu toprakların altında gelip geçmiş kalabalık bir cemaat. onlarda bir zamanlar ekip dikerlerdi. Arzın envai yemişinden hesapsız yerlerdi. Kimi adam gibi adam kimide meret mi meretti. Kimi paylaşır bir sadaka olsun gülümserdi. Kimide hak hukuk tanımaz dolandırır soyardı. Kimi lanet edikecek kadar gaddardı.

Ne oldu şimdi sonbahar yaprakları bizden önceki ümmetlerin taşlı taşsız kabirlerine dökülüyor. Ve yakın bir günde bizlere.

Bizler bir oyun ve eğlence olsun diyemi yaratıldık. Bir solucan eğlence içinmi yaratıldı. Toprağın altında görmeden duymadan yaşar. O toprak yemek için yaratıldı. Kursapından geçen toprak, kaliteli toprak olarak dışarı atıldı. Bilmeden arza faydası dokundu. İşte bu bize bir ibret. Hiç Nahl suresinin mealini okudunuzmu. Şimdi hemen bulup okuyun…..