Ataş’ım…

Bir taraf imar edilmiş ve akabinde güzel bir bahçe, diğer tarafta sebebi insan olmuş Allah’ta inayet göstermiş orman olmuş. Bir ibreti farika. Ahada size fotosu.

Bir taraf tan insanlar sevimli menfaat güdüyor.Diğer taraftan ise insan dışındakiler menfaat güdüyor. Bana kalsa ikiside faydalı. Görünüşteki tezata rahmen.

Diğer tarafın fotosunu vermiyorum.

Bir taraf cennet bahçelerinden bir bahçe, diğer tarafsa şarkıdaki gibi

Burası derin orman
Görünmeyelim aman
Senin gibi güzelin
Canım yoluna kurban
Gadirganın başına
Dolu yağayır dolu
Seni gavurun gızı
Dursak bile ne olu

 

Tahmini bir hafta önce…

 

İşim bitti araç bekliyorum da can sıkıntısına bir ataş (ateş) yakıyorum.

Ateşi seyretmek ayrı bir lezzet. Tavuk kanat olsa, azıcık domates biber soğan…

Ayran üfff üf

Yoksa ne yapalım bakmakta güzel. Aklıma bir belgesel geliyor. Karı koca dağda merada zar zor bir ateş yakıyorlar. Adam seviniyor ve

  • Küçük kızımız tutuştu. Diyor. Karısı
  • Ateş neden dişi’dirki diyor. Adam
  • Çünkü ilgilenmek gerekiyor onla

1metre elma kaç litre eder…..

images-1Yıllarca ticaret yapıp yarı yolda bırakmak zorunda kaldık. Hamdolsun yaratıcımaki farklı bir yaşam tanıdık yolun yarısında. Ticaret yaparken müşterilerim bana bu 1lt lik mal 1.280 grammı gelir diyorlardı. Bazısıda bilircesine bu kilo gelmez en fazla 750 gram gelir derlerdi. Bende işimi bırakır ölçü birimlerinin dersine baslardım.

Affınıza sığınarak bu eski bilgilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Dünyada ölçmek için pek çok ölçü birimi vardır. Bunların bir kısmı ilkel toplumlarda bir kısmıda gelişmiş toplumlarda kullanılır. Bir kısmı çok az bir kısmıda fazla kullanılır. Mesela havacılıkta metre değilde feed yada uzaklık km değilde mil olarak ifade edilir. Bunun kara mili ayrı deniz mili ayrıdır. Değerli madenler krat yada ons la ifade edilir. Hız havada natla karada km ile anılır. Kimi yards der kimi kantar kimide illede okka.

Gel gelelim uzun işin kısa neticesine. Lisede hocamız dediki keza yıllar sonra bende doğru buldum kendisini bu ölçü birimlerinin ingilterede müzesi varmış. Uzun bir çubuk koymuşlar bu metredir, ağırlık koymuşlar bu kg, içi boş bir kap koymuşlar bu lt demişler. Daha bir çok ölçüyü tanımlamışlar bu müzede.

Biz gelelim litreye. Litre sadece akışkan maddelerin ölçü birimidir. Mesela elmayı metreyle ya da litreyle ifade edemezsiniz. Ama suyunu sıkarsanız litreyle ifade edebilirsiniz. Bilinirki en ağır akışkan madde bir metal olan civadır. En hafif akışkan sıvıda yağ türevleridir. Bunların litre bazındaki ağırlıkları kilogram bazında çok farklı çıkar. Yani lt bir kap ölçü birimidir kg değildir.

Tabiki litre bazında sıvı maddelerin ticari değerleri farklıdır. Tıpkı kg bazında ağırlıkları farklı olduğu gibi.

Bu kadar yeter bana katlandınız. Hayatın sıcak renklerinde sımsıcak kalın

AŞERE-İ MÜBEŞŞERE…

” Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisini tutarsanız kurtuluşa erersiniz.”

Resul-u ekrem efendimiz bu hadisi şerifi ile tüm ashabını övmüş ve bir nevi çoğunu aslında büyük mertebe için müjdelemiştir. Ama direk 10 sahabenin ismini zikretmiştirki bunlara aşere-i mubeşşere veya mubeşsirun bi’l-cenneh yani hayatta iken cennetle müjdelenenler denilmiştir. Bu 10 sahabe ilk müslümanlardan olup hayatları boyunca Resulullahın yanında canları ve malları ile dini islam uğruna mücadele etmiş kişilerdir.
Yüce yaratıcı tarafından Resulullaha yardımcı olarak tayin edilmiş bu mubarek on sahabe taktire şayen hayatları, mükemmel kişilikleri, sonsuz teslimiyetleri ile gerçekten islam dini için eşsiz değerlerdir.
Onları tanımak ve isimlerini bilmek her müslüman için önemli bir görevdir. İşte bu 10 mubarek inci tanesi…
AŞERE-İ MÜBEŞŞERE ( Cennetle müjdelenen on mubarek sahabe)

1-HZ.EBU BEKR SIDDIK R.A.
2-HZ. ÖMER BİN HATTAB R.A.
3-HZ. OSMAN BİN AFFAN R.A.
4-HZ. ALİ BİN EBU TALİB R.A.
5-HZ. TALHA BİN UBEYDULLAH R.A.
6-HZ. ZUBEYR BİN AVVAM R.A.
7-HZ. EBU UBEYDE BİN CERRAH R.A.
8-HZ. SA’D BİN EBU VAKKAS R.A.
9-HZ. ABDURRAHMAN BİN AVF R.A.
10-HZ. SAID BİN ZEYD R.A.

UH-1

Elim bir helikopter kazasından sonra ülke gündemi eski nesil helikopterleri envanterinde kullandığı için gözleri TSK’ya çevirdi. Asker tarafından pat pat diye de anılan UH-1 ler nasıl bir helikopterlerdir..?

Teknik olarak bilgim fazla yok ama size yinede birşeyler anlatmaya çalışacağım. Askerliğimi Şırnakta yaparken sık sık helikopterlerle taşındık ve onları bol bol izledik. Askerin o yıllarda ve şimdide fazlaca kullandığı skorsky heleikopterleri idi. Manevra kaabiliyeti fazla olan bu helikopter oldukça da hızlı idi. Görsel olarakta epey iyi idi. Sonra gelen hantal bir rus helikopteri vardı. Ve pat pat lar….

Onu daha görmeden pat pat geliyor pat pat gidiyor diyorlardı. Bu pat pat’ı ilk görünce çok şaşırdım. Yahu bu Rambonun filmlerindeki helikopter değilmi dedim. İlk bakışta skorsky’lere pek benzemiyor. Onun kadarda estetik değil. Ve skorsky’nin yarısı kadar personel taşıyamıyor. Ve de onun gibi kıvrak ve hızlı değil. Yahu bu antikayı devlet neden kullanır diyordum. Yahu bu uçabiliyormu diye hayret eder izlerdim.

Zamanla UH-1 lere alıştım. Ve dikkatlice izledikçe bu alette birşeyler var dedim içimden. Onda sanki ben eski ve işini bilen bir askerim edası vardı. Yavaş gidiyor ama sağlam gidiyordu. Çok istedim ama binmek nasip olmadı.

Zaman geldi geçti. Sivile döndük ve bir gün bir belgesel izliyorum tv’de.  Gelmiş geçmiş en iyi helikopterler diye. 10-9-8-7 diye geriye sayıyorlar ve her numaranın helikopterini anlatıyorlar. Ve merakla birinci helikopteri bekliyorum. Aman o ne…

UH-1

Birinci bizim patpat oluyor. Neden mi.?

Bu helikopter vietnam savaşında tam bir savaşçı brövesi almış. En dayanıklı ve efsane helikopter. Çok az sayıda UH-1 helikopteri düşmüş vietnamda. Diğer pekçok gurup helikopter kaza kırım’a uğrarken, UH-1 ler kaportaları delik deşik olduğu halde geri dönmeyi başarmış. Bu helikopter çok küçük timleri en olmaz yerlere indirmek için tasarlanmış. Hatta bir savaş helikopteri gibide silahlandırılmış. Ve vietnam’dan başı dik olarak dönen tek gazi olmuş.

Yakında kaza nedeni karakutudan anlaşılacak. Ve tahmin ediyorum ki pat pat  aklanacak. Bu alet gerçek bir asker…..

Kazım Karabekir Paşa……

Milli mücadele yıllarımızın büyük komutanlarından Kazım Karabekir paşayı sevgi ve rahmetle anıyoruz. Mekanı cennet olsun……..

Kazım KARABEKİR, 1882 yılında İstanbul’da doğdu. Mehmet Emin Paşa’nın oğludur. İlköğrenimini İstanbul, Van, Harput ve Mekke’de tamamladıktan sonra, 1896’da İstanbul Fatih Askeri Rüştiyesi’ni, 1899’da Kuleli Askeri İdadisi’ni, 1902’de Harbiye Mektebi’ni ve 1905’te de Erkân-ı Harbiye Mektebi’ni bitirerek yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı. İki yıllık kıta stajını Manastır’da yaptı. İttihat ve Terakki’nin Manastır örgütünün kurulmasına katıldı. 1907’de kolağası (önyüzbaşı) rütbesi alarak İstanbul Harbiye Mektebi, tabiye öğretmen vekilliğine atandı. İttihat ve Terakki İstanbul örgütünün kurulmasında görev aldı. 2.Meşrutiyet’ ten sonra Edirne’de 2.Ordu 3.Fırka (tümen) erkân-ı harfliğine (kurmaylığına) atandı.

31 Mart 1909 ayaklanmasında Hareket Ordusu’nda görev aldı. 1910 Arnavutluk ayaklanmasının bastırılması harekâtında çalıştı. 14 Nisan 1912’de binbaşılığa yükseldi. Balkan Savaşı’nda Trakya sınır komiseri olarak görev yaptı. 1914’te kaymakam (yarbay) rütbesiyle Birinci Kuvve-i Seferiye komutanlığıyla İran ve ötesi harekâtıyla görevlendirildi. Bir süre sonra İstanbul Kartal’da 14. Fırka komutanlığına atandı ve Çanakkale’ye gönderildi. Kerevizdere’ de Fransızlar’ a karşı üç ay savaştıktan sonra miralaylığa (albay) yükseldi. Buradan, İstanbul’da I. Ordu erkân-ı harbiye başkanlığına, sonra Galiçya’ ya gidecek ordunun ve ardından Mareşal Von der Goltz’ un erkân-ı harbiye başkanlığına atanarak Irak’a gitti.

1916’da Kutü’l-Amare’yi kuşatan 18. Kolordu komutanlığına getirildi ve burayı aldıktan sonra Irak’ta İngilizler’ le çarpıştı. 1917’de Diyarbakır’daki 2. Kolordu komutanlığına getirildi ve Van, Bitlis, Elaziz (Elazığ) cephelerindeki 2. Ordu komutanlığına vekâlet etti. 1918’de Erzincan ve Erzurum’u Ermeniler’ den ve Ruslar’ dan geri aldı. Ardından Sarıkamış, Kars ve Gümrü Kalelerini ve Karaköse’ yi kurtardı. Aynı yıl Mirliva (Tümgeneral) oldu. Mondros Mütarekesi sırasında sadrazam olan Ahmet İzzet Paşa’nın erkân-ı harbiye-i umumiye reisliği (genelkurmay başkanlığı) önerisini kabul etmeyerek Anadolu’da görev almak istedi. Önce Tekirdağ’daki 14. Kolordu Komutanlığı’na, ardından da Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanlığı’na atanmasını sağlayarak Nisan 1919’da göreve başladı.

Hazırlıkları yapılan Erzurum Kongresi’nin toplanmasında önemli rol oynadı. Kurtuluş Savaşı’nda Edirne milletvekilliği ve Doğu cephesi komutanlığı yaptı. Ermeniler’ in eline geçen Sarıkamış, Kars ve Gümrü Kalelerini geri alarak 15 Kasım 1920’de Ermeni ordusunu kesin olarak yendi. Ermeni hükümetiyle Ankara hükümeti adına Gümrü Antlaşması’nı imzaladı. Kars’ın alınmasıyla ferikliğe (korgeneral) yükseldi. Rus Sovyet Sosyalist Federe Cumhuriyeti ve Kafkasya hükümetleriyle Kars Antlaşması görüşmelerini yürüttü. Halk Partisi’nden Ayrıldı Kurtuluş Savaşı’nın bitiminden sonra I. Ordu müfettişliğine atandı, 1923’te İstanbul milletvekili oldu. 1924’te, TBMM’deki Dörtler Grubu’nu destekledi. Ardından askerlikten ayrılarak Halk Fırkası’ndan istifa etti. 17 Kasım 1924’te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın başkanlığına seçildi. Parti 3 Haziran 1925’te Şeyh Sait ayaklanması nedeniyle kapatıldı. Karabekir Mustafa Kemal Paşa’ya karşı yapılan İzmir suikasti ile ilgili görülerek bazı partililerle birlikte yargılandıysa da beraat etti. Siyasi hayatına on iki yıllık aradan sonra, 6 Ocak 1939’da İstanbul milletvekili olarak devam etti. 1946’da TBMM başkanlığına seçildi ve bu görevde iken 26 Ocak 1948’de Ankara’da vefat etti.

Organik gübre…

Aylardır kafamı kurcalayan ve bir türlü araştıramadığım bu konuyu sonun da biraz neticeye bağladım. Konuyla ilgili ilk düşüncelerim doğal döngüyü sağlayacak ve aşırı yaygınlaşan organik gübrenin ne olduğu idi. Benim ilk fikrim hileleriyle ün salmış bir millet olarak bizlerin, doğal denilen organik gübre adı altında gizli hormon takviyesini acaba çifçimize sattığımızmıydı.

Olabilir diyordum. Bu harika senze ve meyveler organik denilen gübrelerin ürünü idi. Bu konuda bir boşluk varmıydı. Su istimaller olabilirmiydi. Denetim nasıldı. Oldukça pahalı bu ürünler gerçekten faydalımıydı.

Araştırmalarım sonucunda tezimi ispatlayacak bir argüman bulamadım. Ve şuan yanıldığımı anladım. Yine de içimde acabalar var. Bu son yıllarda aşırı yaygınlaşan organik gübre olayı ilerde bazı suistimallara yol açacak gibi duruyor.

Araştırmalarım sonucunda, pekçok hayvansal ve bitkisel atık belli evrelerden geçililerek organik gübre yapılıyormuş. Yani mantık eskiden köylerimizde ahırlardan çıkan hayvan pislikleri ve ot saman karışımını gübre olarak kullanmamıza çok benziyor. Organik gübre fabrikalarında daha gelişmiş bir şekilde ilmi tekniklerle işlenerek piyasaya sürülüyormuş.

Araştırmalar, sentetik gübrelerin toprağa verdiği zararın şuan organik gübrelerde görülmediği yönünde. Ve devamında zaten doğal bir süreç neticesinde toprağın humus kalıtesini artırdığı, toprağın su tutum kalitesini artırdığı yönünde. Tıpkı evvelden tarlalarımıza kemre koyunca orada oluşan durum aynı şekilde organik gübrede de görülüyormuş. Devamlı uygulanma sonucu toprak kalitesi artıyor ve harika ürünler çıkıyormuş.

Çifçilik yapanlar bilir. Bazı dışkılar tarımda pek kullanılmaz. Kedi köpek veya tavuk pisliği. Ama fabrikalarda yapılan organik gübrelere bunlar belli tekniklerle işlenerek ilave ediliyormuş. Sorunda olmuyormuş.

Yani faydası çok ama zararıda şuan pek görülmeyen bir zirai bir ürün ortaya çıkmış. Bu konularda bir uzman değilim sizleride etkilemek istemem. Ama yine de bu ürünleri alırken iyi araştırın. Su istimaller bizim memlekette her zaman oluyor. Gerçi bu ürünler bir müfredata sahipmiş ama yinede kötü niyetli insanlar çıkabilir ve sizlere zarar verebilir.

Aman paranızı ve zamanınızı yok edecek ve sizlere zarar verecek bir durumla karşılaşmayın. Teknik bültene bakın ve yetkililerle görüşün. Selamlar saygılar…

Geleneksel Pardus Piyangosu


Geleneksel Pardus Piyangosu'na katılmayı unutmayın!

Henüz birincisini düzenlememize rağmen buna “geleneksel” demeyi tercih ettik çünkü her yıl tekrarlamayı hedeflediğimiz bir etkinlik bu. Pardus kullanıcılarının ve Pardus’un özgür dünyasıyla tanışmakta olanların sonucunu büyük bir sabırsızlıkla bekleyeceği, heyecanlı bir çekiliş olsun istedik.

Bu çekilişin de bazı sürprizleri var elbet. İlk sürprizimiz, hediyelerimiz… Bugüne dek Pardus’un topluluk süreçlerinde yer almış katkıcılarımıza gönderdiğimiz yılbaşı hediyesinden de büyük, müthiş beş hediye paketi hazırlıyoruz. Şanslı beş kullanıcımızın kazanacağı hediye paketinin içeriğini birkaç gün içinde duyuracağız :) .

İkinci sürprizimiz ise bir geri sayım. Hep birlikte sayalım o halde: Altııııı, Beeeeş

Eh, daha ne duruyorsunuz? Haydi piyangoya!

Neden Anthropoides Virgo..??


Anthropoides virgoAnthropoides virgo, Anadolu’dan başlayıp dünyanın en uzak coğrafyalarına kadar,  birçok farklı kültürde, ortak bir dil ve duygunun sembolü olarak kullanılmıştır. Mutluluk, güzellik, şans, bereket ve bolluğun simgesi olan telli turnalar, Anadolu’da, en güzel halk türkülerinde, gurbetteki sevgiliye selam götüren bir dost olarak çıkar karşımıza…

Bugün ise Anthropoides virgo (telli turna), tüm bereketi ve bolluğuyla Pardus 2009.1 sürümünde yeniden hayat buluyor, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan türüne dikkatlerin çekilmesini bekliyor.

Anthropoides virgo, turnagiller familyasından, nesli tükenmekte olan bir kuş türü. Bir zamanlar sürüler halinde ülkemize gelerek değişik bölgelerde yaşayan telli turnaların şu an tüm Avrupa’da üreyen yalnızca son 11 bireyi, üreme alanı olarak Türkiye’yi seçiyor.

Türkiye’de yalnızca Muş’un Bulanık ilçesinin kuzeyindeki Murat Nehri boyunca uzanan Bulanık Ovası’nda, insan eli değmeyen, yerleşim yeri bulunmayan kısıtlı bir alanda yaşam mücadelesi veren telli turnaların, eskiden İç Anadolu Bölgesi’nde de geniş alanlarda ürediği biliniyor. Kış aylarını Afrika’da geçiren telli turnalar, uzun bir göçün ardından nisan ayında Bulanık Ovası’na geliyor. Bu aylarda başka üreme alanları olmaması nedeniyle Türkiye, telli turnalar için çok önemli bir coğrafi konum taşıyor. Ülkemizden tamamıyla çekilmeleri durumundaysa, türün sonsuza kadar yok olması söz konusu.

“Telli turnaları ilk görüşümdü, belki de son olacaktı…”

Pardus Projesi, yok olan değerlere verdiği önemi göstermek ve Telli turnaların neslinin tükenişine dikkatleri çekmek adına, Pardus 2009.1 sürüm ismini Telli turnanın Latince adı olan “Anthropoides virgo” olarak seçiyor. Aynı zamanda Telli turnanın Türkiye’de çekilmiş en güzel fotoğraflarından oluşan bir masaüstü arka plan seti hazırlayarak, Telli turnanın seyrine doyum olmaz güzelliğini sizlerle paylaşıyor.

Bu görselleri hazırlamamızda, bizlerden herhangi bir karşılık beklemeden, çalışmamızı gönülden destekleyerek fotoğraflarını bizlerle paylaşan Ege Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilimdalı öğretim üyelerinden değerli Doç. Dr. Kazım ÇAPACI‘ya büyük saygı ve teşekkürlerimizi sunuyor ve hikâyesine kulak veriyoruz:

Bir zamanlar öylesine çokmuş ki Anadolu’da, adına türküler yakmışız bu güzel kuşun. Şimdilerdeyse görmek o kadar zor ki. Soyunu tüketme noktasına getirdik çeşitli yollarla. Av baskısı, yaşam ve üreme alanlarının yok edilmesi bunların başında yer alıyor. Artık görenler bile parmakla sayılacak kadar az, hele fotoğraflama şansını elde edebilenlerin sayısı iyice az. Yıllardır kuş gözlemciliği ve fotoğrafçılığı yaparım. Bu amaçla yaptığım bir Ankara gezisinde, çok uzaktan birkaç kuşun geldiğini fark ettim. Hemen dürbünümü kaldırdım, kanat vuruşları, uçuşları turna dedirtiyordu. Çok uzaktan yatayda uzaklaşıyorlardı benden. Bu tarafa dönün lütfen diye seslice tekrarladım. Yanımdaki arkadaşlarım da benim heyecanımdan etkilenmişlerdi. Turnayı zaman zaman yerdeyken, ara sırada da olsa uçarken görürdüm. Neden üstüme doğru gelmiyorlardı ki? Birden dinlediler beni. Yön değiştirip tam üzerime doğru gelmeye başladılar. Yaklaştılar, yaklaştılar. Tam üstümden geçtiler. Hele o anda bunların turna değil, Anthropoides virgo (Telli turna) olduğunu fark ettiğimde fotoğraf makinesinin deklanşörüne basan parmağım, lensi tutan elim titriyordu. Kolay değil, telli turnaları ilk görüşümdü, ne yazık ki belki de son olacaktı.

Yıllar geçti, yeniden görür müyüm diye her arazide arar gözlerim. Kulaklarım olabilecekleri alanlarda arazi çalışması yapan arkadaşlarımdadır. Ne yazık ki bir daha ne gördüm, ne de haberi geldi. Bir yerlerde yaşamlarını sürdürdüklerini, üremeye, var olmaya devam ettiklerini umut etmek istiyorum. Diliyorum ki yaşam alanlarını bu hızla yok etmekten vazgeçelim, yeniden gelsinler yurdumuza, türküler yakmaya devam edelim. Çocuklarımız sadece fotoğraflarını görmekle yetinmesinler.

Pardus 2009.1 Duyuruldu..!!


Pardus 2009.1 'i indirebilirsiniz. Pardus ailesinin en yeni üyesi Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile kullanıcıları çok daha yetenekli bir masaüstü ortamı, geliştirilmiş sürücü desteği ve Pardus depolarındaki yazılımların en  güncel sürümleri bekliyor. Temmuz 2009‘da duyurulan Pardus 2009’un yetenekleri geliştirilmiş yeni sürümü Pardus 2009.1 Anthropoides virgo kullanıma sunuldu.

Kararlılığı ve performansı iyileştirilmiş güncelleme sürümü olan Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile tüm Pardus sürümlerinde olduğu gibi kullanıcılara kolay kullanılabilen, kararlı, hızlı, güvenli bir masaüstü ortamı ve binlerce özgür yazılım sunuluyor.

Her ara sürümüne Anadolu’da nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir canlı türünün adı verilen Pardus’un 2009.1 sürümü, Anthropoides virgo (Telli turna) olarak adlandırılıyor.

Pardus 2009.1 Anthropoides virgo’nun özellikleri

Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile gelen özelliklerin başında, yeni nesil Plasma teknolojileri ve görsel efektlerle zenginleştirilmiş KDE serisinin en son kararlı sürümü KDE 4.3.4 masaüstü ortamı geliyor. Ayrıca bu sürümde çok daha fazla donanıma destek veren Linux çekirdeğinin 2.6.31.11 sürümü, İnternet üzerinde güvenle gezebilmek için Mozilla Firefox tarayıcısı 3.5.7, grafik işleme yazılımı Gimp 2.6.8, ofis araçları ailesi OpenOffice.org 3.1.1.5, ekran kartı ve masaüstü efektlerinin bel kemiği Xorg 1.6.5, programlama araçları Python 2.6.4, GCC 4.3.3 gibi önemli teknolojiler yer alıyor.

Sorunsuz ve hızlı bir açılış

Bilgisayara kurulmaya ihtiyaç duymadan kullanılabilen Çalışan CD’nin 2009.1 sürümü de yeni Pardus ile gelen özellikler arasında. Kullanıcılar Çalışan CD’yi bilgisayara takıp çalıştırdıklarında otomatik olarak gelen masaüstü ortamı sayesinde herhangi bir sürücü tanıtma ya da kurulum işlemi ile vakit kaybetmeden, Mozilla Firefox ile İnternet üzerinde gezip, KMail ile e-postalarını okuyabiliyor, Amarok ile müzik koleksiyonlarını dinleyip, SMPlayer ile film seyredebiliyor ve OpenOffice.org ile tüm ofis işlemlerini gerçekleştirebiliyorlar. Çalışan CD’de ayrıca ihtiyaç duyulduğunda kullanıcının bilgisayarında oluşan sorunları kolaylıkla düzeltebilmesi için dosya sistemi tamir araçları, disk bölümleme yöneticisi araçları ve çeşitli analiz yazılımları da yer alıyor.

Bir başka yenilik olan Hibrit Görüntü Teknolojisi ile oluşturulan Pardus ISO dosyaları ister CD ortamına, ister DVD ortamına yakılarak, istenirse USB çubuk ve SD kart gibi tak çıkar disk ortamlarına aktarılarak kullanılabiliyor. Ayrıca bilgisayarda yeterli miktarda hafıza var ise açılış sırasında tüm görüntünün hafızaya aktarılması yöntemi sayesinde Kurulan ya da Çalışan Pardus çok daha hızlı çalışıyor. Hibrit Görüntü teknolojisi ve kullanımıyla ilgili daha detaylı bilgiye buradan ulaşılabilirsiniz.

Pardus 2009.1 Anthropoides virgo kullanıcıyı destekliyor

Pardus’un, kullanıcılarının deneyimini geliştirmek ve karşılaştığı sorunlarda yardım almak için uğrayabileceği bir destek portalı da bulunuyor. Pardus kullanıcıları, içeriği gönüllü geliştiriciler tarafından sağlanan Özgürlükİçin portalında Pardus ile ilgili kılavuz belgeleri, paket tanıtımı ve oyun incelemelerini okuyabiliyor, forum bölümü üzerinden soru sorabiliyor. Dinamik forum ve e-posta listelerimiz, Pardus 2009.1 Anthropoides virgo‘ya ilişkin her türlü desteği sunuyor.

Kullanıcılar, her sürümde olduğu gibi Pardus 2009.1 Anthropoides virgo’yu da Pardus’un FTP dizininden indirebilirler.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑