Behind the live…

Soğuk.

Islak.

Gizemli.

Güneş daha doğmamış. Bekliyor hazırda. Doğacak kesinde, buralara belki. İnce bir soğuk. Yapraklarda çiğ damlaları. Durgun göletten dumanlar yükseliyor. Parça parça sis hüzmeleri ileri geri dans ediyor.  Doğa yeni yeni uyanıyor soğuk geceden. Birkaç sakarmeke (kuş) ve üç çamurcun (yaban ördeği türü) ve onları tünediği alçak daldan bir çoban yada baba edasıyla izleyen büyük balaban (kuş).

Sukunet sis gibi her yeri kaplamış. Herkes kendi telaşında. Birşeylerin peşinde. Sis bölünüyor tekrar birleşiyor. Altındaki canlılarda aynı şekilde.

Yaşam ne güzel. Yaşamın peşindeki mücadelede aynı şekilde.

Güneş artık yüksek. Ve çizgi gibi sisi boşluklarından delerek yeryüzüne dokunuyor. Zaman geçtikçe daha bir aydınlanıyor toprak. Sis artık çok az. Kalanlarda kaçacak yer arıyor. Soğuk gece sona erdi. Ve yeni bir gün umutlarla başlıyor.

Büyük balabanda bir hareketlenme.

Boynunu uzatıyor ve kanatlarını çırpıyor.

Ve bulunduğu alçak daldan yavaşça ve göletin üzerinden uçarak uzaklaşıyor…

Belki yine burada bir gece nöbeti umarak…

Arı oğul atmış….

Kardeşim abi şuna bak dedi. Yaklaşınça hayretler içinde kaldım. Arı oğul atmış fındık dalına petekte kurmuş. Harika bir görüntü ve çekmeden yapamadım. Açık ortamda 10 gündür takip ediyorum bir gelişme kaydedemiyorlar. Sanırım çok kalmaz ölecekler. Bizede bu fani fotoları kalacak. Ve aklıma Nahl suresi geldi.

Nahl suresinde Yüce Allah diyorki arı’ya;

68 – Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.

69 – Sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardır.

 

 

Allah’ım sen büyüksünyücesin ,Rahman’sın,Rahimsin. İsmi azam sahibisin. Yoktan varedende ve öldürecekte sensin.Bizi hesap gününün dehşetinden koru. Bize azap etme Allah’ım. Biz yeterince bilemeyen nas’ız.

Bizleri affet. Senden başkada bir güvencimiz yoktur.

NOT: Bir Arıcı tarafından görülmüş ve bir boş kovana yerleştirilip götürülmüş. En azından eski durumlarında n iyi olacaklar.

Tarla ardıcı kuşu ( LAGLAGİ)


Kitabi olarak şöyle anlatılır. 25cm uzunlugunda ve yaklaşık 80-130gr ağırlığında göçmen bir kuştur. Bizim yörede kış aylarında sürü veya tek tek görülür. Karatavuk gillerden amcasının oğlu olduğu söylenir 🙂 şeklen diğer ardıç kuşlarına çok benzemesede onlara yakındır ve aynı davranış özelliğini gösterırler. Ormanlarda,korularda,bahçelerde,tarlalarda yemlenırler. Besinleri salyangoz, solucan ve meyveler. Kitabi bilgide meyveden bahsedilmiyor ama demekki gözlemleyenlerin gözlem yaptıkları yerde meyve yokmuşki görememişler. Bizim buralarda hurma, elma ve armut yarıçürüklerinide sıkça tüketir.
Mavi,kahveregi,gri,siyah ve beyazın uyumlu şekilde çizgilerle süslendiği bu güzel kuş seyrine doyumsuzdur. Lokloklok veya laklaklak diye tok bir sesle öter. Belkide bu sesinden dolayı bizim buralarda LAKLAGİ ismiyle bilinir. Araştırdım bizim yöreden başka yerde bu isim kullanılmıyor.
Sert kış aylarında kar’ın içinden çıkarttığı elma çürüğünü ürkek ve telaşlı bir şekilde yemeye çalışmasını defalarca gözlemledim. Gerçekte gözlemlemeye değer güzel bir kuş…

Sütlü ekmek…

Bir gazetede geçenlerde ilginç bir haber vardı. İngiltere başbakanlık konutunda başbakan Cameron önemli bir toplantı yaparken bir fare çıkıyor ve onu gören başbakan misafirlerin gözü önünde çatalını hiddetle kaçmakta olan farenin üzerine fırlatıyor ve görevli kedinin adını söyleyerek.
-Ne zaman ihtiyacımız olsa ortalıkta yok. Diyor.
Artık haber doğrumudur yada şirin bir latifemidir bilinmez. Haberin devamı, bu iş için görevli kedinin işleri savsatladığı bir senedir sadece bir fare yakalayabildiği teziyle kuvvetlendirilmiş. Hatta kedinin yakında dısiplın cezası da alabileceği vurgulanmış.
Şimdi bu muzip haber ister istemez insanda gülümseme yaratıyor. Bütün dünyada hayvanlara insanların yapamayacağı kritik işlerde devlet kadrosu verilme durumu mevcut. Maaşa bağlanırlar ihtiyacları görülür. Emekli olurlar hatta devlet madalyası alırlar. Suçlarını bilmedikleri halde insan kadar olmasa bile ceza alırlar.
Gelelım devlet memuru kediye. Sen fare sayesinde koskoca birleşik krallığın başbakanlik konutunda devlet memurluğu almışsın. Arayanın bulamayacağı mertebedesin, yoldasların çöp karıştırırken belki senin yediğıni biz yiyemiyorken sen ne yaptın koskoca bir yıl ve bir fare. E rahatlık battı tabi. Koskoca ingiltere bu kadar iş içinde benimı takip ediyor dedin. Yaa el adami böyle takip ediyor. Artık soluğu kraliyetin hint okyanusundaki savaş filosunda alırsın. Kıçına tuzlu su değsinde gör.
Eskiden babaannemde kedi bakardı. 13-14 kedisi vardi. Onları sütlü ekmekle beslerdi. Evde kediden çok farede vardı. Fare kedinin önünden geçer kedi hiç şeklini bozmadan onu vizyona yeni çıkmış film gibi izlerdi. Annem kızar söylenırdi.
-ne olacak sütlü ekmegi yiyor. Öyle pis şeylere ağzını sürermi…

Sarı asma kuşu…

Can alıcı sarı rengi ile bu güzel kuş Türkiye genelinde sarı asma ve ya yöresel isim olarak sarısandal olarak bilinir. Temmuz ayı sonlarına doğru görülmeye başlar. Av mevsiminin başlamasına yakın ilk gelen avlardan biridir.  Meyveci bir kuş olan sarı asma parlak sarı rengi ile dikkat çeker. Sesi rengine zıt bir çirkinliktedir. Çocukluk yıllarında çok avını yaptım. Avlaması zor olan bir kuş değildir. Meyve ile beslendiğini biliyorum. İncir ve dut hastası. Diğer meyveleride tüketir. Sürüler halinde genelde dolaşır. Yemyeşil ormanlarda sabah vakti onları seyretmek doyumsuz bir lezzettir.

Avını da yıllar yılı yaptım. Çok iyi hatırlıyorum çocukken bir günde 2 tanesini sapanla vurmuştum ve çok sevinmiştim. Küçük bir kuş olan sarı asmanın avı boyutuna nazaran oldukça zevkli. Yurdumuzun en güzel kuşlarından biri.

Pers Parsları Çoğaltılıyor


Pers Parsı2014 Kış olimpiyatlarının yapılacağı Rusya‘nın Karadeniz’e limanı olan Sochi kentinde çok yoğun çalışmalar var. Altyapı ve olimpiyat alanının inşa edilmesi için milyar dolarlar harcanmayı planlıyorlar. Cevreciler ise, bu inşaatların şehir etrafındaki doğal yaşama zarar vereceğini savunuyor.

Rus yetkililer ve çevreciler, bu inşaatların yanı sıra bölgede yaşayan, Pardus’a adını veren Panthera pardus tulliana‘nın çok yakın akrabası ya da son genetik araştırmalarda aynı tür olduğu öne sürülen (kaynak 1, 2, 3) Pers parslarının (Panthera pardus saxicolor) nüfusunu artırmak için de çalışmalar yapıyor.

Rusya Başkanı Vladimir PUTİN, Türkmenistan’dan hediye olarak gelen iki erkek leoparın Soçi Milli Parkı’na aktarılmasını sağladı. Projenin hedefi, üç çift erkek ve dişinin 3 milyon dolarlık üreme merkezinde çoğaltılması.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı‘nın (WWF) Rusya yöneticisi, aynı zamanda leopar projesine önayak olan Igor CHESTIN, doğacak yavruların, Kafkaslar’da doğal hayata salınacağını belirtti. Chestin, “Leoparlar, dağ keçisi, geyik ve yaban domuzu için yem miktarını artırdık.” diyor ve ekliyor: “Bu hayvanlar için çeşitli alanlara yalama tuzu yerleştireceğiz. 15-20 yılda hayvan sayısının 40′tan 50′ye çıkmasını göreceğimizi umut ediyoruz.

Pers leoparı, uzun kuyruğu, siyah benekli takdire şayan postuyla leopar ailesinin en iri üyesi. Kafkaslar’ın dağlık alanlarında yaşayan leoparlar, son yüzyılda kaçak avlanma ve doğal hayatlarının bozulması nedeniyle tehlike altındalar.

İran’da 300 Panthera pardus saxicolor

Rusya’nın kuzeydoğusundaki Kafkaslar’ın uzak alanında 10-12 saf vahşi leoparın yaşadığına inanılıyor. Gürcistan’da 7 leopar rapor edilirken Ermenistan ve Azerbaycan’da da toplam sayının aynı olduğu sanılıyor. CHESTIN, yaşayan en kalabalık leopar nüfusunun, 100 leoparla Türkmenistan’da ve 300′e varan leopar sayısıyla da İran’da olduğunu söylüyor.

Pers Parsı2Igor CHESTIN, “Hedefimiz Rusya Kafkasları, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’daki küçük grupları desteklemek için diğer kuzey leopar nüfusunu saptamak.” diyor. Türkmenistan hükümeti, Rusya’ya daha çok leopar göndereceğini taahhüt etti ve İran ile de bu yönde anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Tehlike altındaki leoparlar yaşadıkları ülkelerde koruma altına alınmış durumjda. Az sayıda var oldukları bilinen Afganistan’da da koruma altına alındılar. Güney Kafkas ülkeleri Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan kalan leoparların doğal yaşam alanlarını korumaya ve kaçak avcılığı azaltmaya yönelik çalışmaları sürdürüyor.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı Rusya yöneticisi Igor CHESTIN, eğer leoparların nüfusu İran ve Rusya’dan gelen yeni hayvanlarla desteklenirse leoparların koruma altında soylarını devam ettirebilecek seviyeye gelebileceğini söylüyor: “Güney Kafkaslarda birinci görev korunan alanları olabildiği kadar genişletmek, ancak alanların çoğu insanlar tarafından kullanıldığı için kalan alan çok yok. Bir bölgede 2-3 yetişkin hayvandan daha fazlası yok, bu yüzden bu gruplar çok değerli.”.

Türkmenistan’daki korumalar ve kaçak avcılıkla mücadele, leopar nüfusunun geçen 10 yılda yüzde 40 daha fazla artışına olanak sağlamış durumda. Umudumuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin de bu çalışmalara katılarak, bu leoparların eski yaşam alanlarından biri olan Anadolu’da tekrar çoğaltılması girişimini başlatmasıdır.

Atmaca…

Ağustos yağmuru gece boyunca yağmış ve doğayı sırılsıklam ıslamıştır. o güzelim yaz sıcaklarının ateşini bu yağmurlar dindirmiş bir kış havası şekline bürümüştür. Gün doğumu ile gecenin fırtınası dinmiş güneş ufukta bulutların arasından kendini zar zor göstermiştir. Hakim bir dala konmuş ve çelik gibi bakışlarıyla avını arayan avcı aradığı fırsatı bulmuşturki konmuş olduğu daldan aşağı kendini hışımla bırakır.

Her şey birkaç saniyede gerçekleşir ve atmacanın pençeleri arasında bıldırcın can verir. Avcı memnundur ve yüksek tonda tiz sesiyle tüm doğaya zaferini duyurur…

Siv siv sivvvv siiiiv siv siv siv…..

Bu keskin bakışlı çevik avcı ağustos ayı ile birlikte tüm karadenizde bir kaç aylığına dolaşmaya başlar. Uçan en iyi avcılardandır. Her avcıda olduğu gibi o da her zaman avını avlayamaz ama bir avın peşine düşünce o av %50 ihtimalle birkaç saniye içinde ölecektir. Avın ondan kurtulabilmesi için yoğun çalı çırpıya saklanması gerekir. Bıldırcın gibi bir kuşun peşine düşerse o av kesindir. Bu avcıdan kaçamaz.

Artvin ilimiz de asırlardır bu nedenle yakalanmakta ve bıldırcın avı için kullanılmaktadır. Artvin insanı için bir tutku boyutunda bir hobidir atmacacılık.

Benimde yırtıcı kuşlara karşı büyük bir sempatim vardır. Onların duruşları ve bakışları beni çok etkiler. Çocukluk yıllarımda maalesef bu hayvanı cahilce avladım. Şimdi çok pişmanım ama elden bir şey gelmiyor. Akıl verende olmamıştı o yıllarda. Şimdi onu ne zaman görsem hayran hayran seyrediyorum. Süzülüşü, seri manevraları ve keyif çığlıkları izlemeye doyamayacağınız lezzetler. Çıplak bir dala konup oradan olup bitenleri bir kral edasıyla izlemesi bir harika.

O besin zincirinin en yüksek halkası. Harika bir avcı ve göklerin hakimi. Tabiki büyük akrabaları hariç.

Sizlere artvin yöresinden bir atmacacı türküsünün dizeleriyle veda ediyorum.

Sabah oldu üşüyu.

Atmaca ötüşüyu.

Kaçırdım atmacamı.

Yüzlerim buruşuyu…

Karatavuk….

Bu kuşu tanımayanınız yoktur. Simsiyah tüyleri ,keskin ötüşü ile insanda hayranlık uyandırır. kırsala yakın yerlerde oturuyorsanız yıl boyu onu görebilirsiniz. Solucan ,böcek, meyve ile beslenir. Özellikle kış aylarında meyveleri oldukça fazla tüketir.  Çürümüş meyveleri bile yer. Bilirsiniz ki çürümüş meyve ve sebzeler de aşırı alkol birikir. Bu kuşun kış aylarının çoğunda sarhoş uçtuğu söylenir.

Avıda sıkça yapılan bu güzel kuş, harika bir ötücüdür. Çok keskin ve seri sesler çıkarır. Erkekleri simsiyah ve sarı gagalıdır. Dişileri ise daha açık siyahtır. Yıl boyu çalılık alanlarda gezerler. Yemlenirler  ve yuva kurarlar. Ardıç kuşlarıyla aynı ortamlarda yaşarlar. Tek tek ve sürü halinde bulunabilirler. Onları yemlenirken veya ötüşürken izlemek çok güzeldir.

Tam seyirlik bir kuştur karatavuk.

Yazımızı konuyla ilgili bir fıkra ile sonlandıralım.

Nasrettin hoca pazarda karatavuk satıyormuş. Karatavuğu tanımayan bir adam bu nedir hoca diye sormuş.

Karatavuktur demiş hoca.

Adam.

Hoca bu tavuk hem küçük hemde siyahtır. Beyaz olsaydı alırdım demiş.

Bu sözün üzerine hoca sabunu suyu ve leğeni koymuş yere başlamış karatavuğu yıkamaya.Yıka yıka hayvan simsiyah duruyor. Demiş ki.

Mevlam güzel boyamış kardeş yıka yıka çıkmıyor boyası. Bu sana yaramaz belli…

Selamlar saygılar….


turdus merula
blackbird

Çulluk….

İşte bu benim büyük tutkum. Ormanın sultanı, prensi, prensesi, gizemlisi. Yıllar yılı onun avını yapmaya doyamadım. Her görüşümde yine o heyecanı duyarım hep içimde. Her yıl kasım başında gelir şubat sonu gibi bizi öksüz bırakır ve gider. Çok güzel bir kuş olan orman çulluğu 300-400 gr ağırlığında kıvrak ve hızlı uçuşlu bir kuş. Avcıların avlamaktan en çok hoşlandığı ve sevdiği avdır. Göç kuşudur ve şubat sonlarında dönüşe geçer. Pek çok kuş türü çiflikler de yetiştirildiği halde bu kuş yetiştirilememektedir. O gizemli ormanın derinliklerinde kendi dünyasında yaşar. Yaratıcı bıldırcın gibi onada güzel bir kamuflaj vermiştir. Onu çıplak gözle yerde göremezsiniz. Avı köpekle ve yerden uçurularak yapılır.

Nemli orman yapısında yaşar. Uzun gagası ile solucan vb gıdalarla beslenir. Kulağı gagasının hemen arkasında gizlidir ki bu sayede avının sesini hemen duyar. Akşam karanlığıyla yemlenme alanlarına çıkar. Onu akşam karanlığıyla beraber kelebek gibi dans ederek uçarken gözlemleyebilirsiniz. Tehlike anında ise uçuş hızını ve manevra kaabiliyetini artırır ki hayret edersiniz.

Bence orman çulluğu avına doyulamayan en güzel av hayvanıdır. Onun uçuşu ve ağaçların arasındaki manevra kaabiliyeti her zaman hayrete düşürür. Onu avlamak için avcının çok iyi olması gerekir. Çünkü çulluk yerden kalkıp havalandıktan sonra  size bazen 1-2 saniye bazende 4-5 saniye zaman verir ki bu 6 olmaz. O zaman içinde hedefe ulaşmanız gerekir. Eğer kaçırırsanız dosdoğru kaymakama şikayete gider.

Basit bir avlama şekli daha vardır ki oda kuvvetli ışıkla gece avlanmasıdır. Çok gayri ahlaki bir şekildir ki bu ben bu şekilde hiç vurmadım bu zamana kadar. Bu mantelite ayıptır ve avın mantığına ve ahlakına kesinlikle aykırıdır.

Ormanın sultanı dediğimiz bu kuş bize her kış doyumsuz tatlar bırakır. Onun avında tüm stresim kaybolur. Doğayla bütünleşirim, kaynaşırım. Zaten nizami şekilde avını yapan bilinçli avcılar çok fazla avlayamazlar yıl boyu. Hele ben onların avladığının çeğreğini avlayamam zamansızlıktan. Avcılık merakımız olmasa bu hayvana kıyılmaz ama ne yapalım. En zararlı merakımızda bu hayatımız da.

Selamlar saygılar.

wepfelogoi2waldschnepfe1


scopolax rusticola
woodcock
beccaccia

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑