Allah bereket versin….

Bir anda yataktan fırlıyorum. Perdeyi açıyorum. Vay be her taraf bembeyaz. Gün daha doğmamış ama her taraf aydınlık. Ammada çok kar yağmış gece boyu.20160125_164043

Yerimde duramıyorum hemen hazırlanıp acele dışarı atıyorum kendimi. Gün doğmasına en az bir saat var. Yürünecek gibi değil. Hiç iz yok yollarda. Ana yola çıkana kadar canım çıkıyor. Düşünüyorum. Fındıklıklara giremem. Orada hendekler kapalıdır. Burada 70cm kar var orası 1m kesindir. Gidersem geriye zor gelirim. Kolayı seçip dereye girmem lazım. Bir yer var orada kesin çulluk olur. Orada bulamazsam daha ileri gitmek delilik olur mecburen dönerim.büyük çulluk

Karları yara yara dereye ulaşıyorum. Derenin içine giremem kenardaki belirli bir sulaklığa bakacağım. Tipi yüzümü tıslıyor. Üstüm başım hep kar. Manzara harika.

 

Ve küçük sulaklığa ulaşıyorum. Tüfeği kavrıyor ve yavaş yavaş yaklaşıyorum. Etraf karanlık değil ama aydınlıkda değil. Ama beni görüp uçarsa vuracağımı tahmin ediyorum. Öyle olmasını umuyorum en azından.20151231_071305

Fotodaki yer orası ama foto farklı bir kar günü çekildi. Av günü kar buradakinden çok fazlaydı.

 

Nefesimi bile tutuyorum. Karın içindeki küçücük açıklığa odaklanıyorum. Veee…

Bir gölge gibi sessizce kayboldu gözden. Tüfeği zor omuzladım ana atma fırsatım olmadı. On metre ikerisi görülemiyor. Ağaç dalları yerler hep kar. Olmadı.

 

İlk ve son ümidimdi ama yapamadım.

Artık dereye bakmaktan başka şansım yok o da ördek için. İlerliyorum ama yapamayacağım çok kar var. Dereyede direk girip arayamam çok zor. Dereninkenarında yarım daire çiziyorum ve çulluğa atamadığım yere 15 dakika sonra geliyorum. Ördek yok gerçi arayamadımda. Kar beni yıldırdı.

Gözümün ucuyla çullupun kaçtığı noktaya bakıyorum. İçimden bir ses ilerle oraya dedi. Aynı şekilde yaklaşıyorum. Ve birden…

 

Bambam…

 

Her taraf dallardan dökülen karlardan toza dumana karışıyor. Önceki gibi havalandı kuş. Bir gölge gibi. Gözden kaybolur kaybolmaz on metre içinde dalların arasına doğru seri iki atış yapıyorum. Vurdummu onuda bilmiyorum. Şansa vursam bile ilerisi dikenlik bir alan. Karda çok yumuşak batar içine doğru kuş. Hayatta bulamam.

Umutla ilerliyorum. Aman Allahım. Karın üzerinde kanatları açık yatıyor. çok gidememiş. Gitse zaten bulamazdım. Bir keyif sigarası yakıyorum. Gün halen doğmadı. Dönelim artık. Daha iyisini yapamam. Bunada şükür. Allah bereket versin…

Bir Ömer…

ömerDuyduğumdan beri fotoğrafına bakıp ağlıyorum. Bir itaatin ve pervasız vatanseverliğin sembolü oldun. 15gün öncesi bende dahil çok insan seni tanımıyordu. Artık milyonlar tanıyor.

Kahraman astsubay Ömer Halisdemir.

Sende bir hilal uğruna toprağa düşüp devleştin. Yüce Rabbim sana rahmetiyle muamele etsin.ömer halisdemir

Senin ve senin gibi bu musibette şehit olan 250 vatan evladına ağlıyor ve dua ediyoruz.

Ailen müsterih olsun. Ömer artık bizim abimiz, amcamız, kardeşimiz.. .
Milyonlarca ona dua eden var.

O artık bir Ömer…

Birgün canım bu bedenden çıkmadan,Rabbim izin verirse seninde kabrini ziyaret etmeyi canı gönülden çok istiyorum.

 

Kahraman asker, büyük şehit…

Birileri var..

askeri darbeBunuda yaşadık. 15 temmuz direnişi ve yenilen bir darbe zihniyeti. Bir nesil dedelerinin yapamadığını yaptı ve askerin üzerine yürüdü.

Yazık bu kamuflaj giymiş serselilere. Bu ne nefret bu ne celal. Silahsız halka ateş edilirmi . Uçaklarla vatan bombalanırmı. Kadınlar çocuklar korkutulurmu. Biz teröristmiyiz. Ordu nedir ya. Ordu milletini koruyan silahlı unsurlardır. Bir milletin üzerine tank sürülürmü. Tankla millet çiğnenirmi. Ayırt etmeden ateş edilirmi. Rezil ettiler tüm dünyaya bizi.

Yazık çok yazık. Şuan şehit sayısı 240 ı geçti. Yazık değilmi bu insanlara. Hep küçümsediniz hor gördünüz. Aptal ,çoban dediniz.
Sizler yüksek maaşlar aldınız. En güzel yerlerde tatil yaptınız. En güzel şeylerden yediniz. En güzel araçlara biner en güzel evlerde kalırsınız.En güzel kadınları alırsınız. Devlet millet imkanlarıyla üniformanın içinde yaşarsınız itibar görürsünüz.

 

Biz millet olarak ordumuzu çok severiz. El üstünde tutarız. Bekamızın garantisi görürüz. Ve polisimizide.

Zira içinizdekibir kısım ne idüğü belirsizler 90 senede milleti perişan etti. İlledede biz ne dersek o dediniz.

Azdınız bir millet sizin gibi düşünmüyor diye. Milletin malıyla milleti vurdunuz.

Ama beceremediniz. Sanıyordunuzki birşey olsa hemen kaçarlar. Ama bu halk kaçmadı. Bu halk cihana hükmeden osmanlının torunları. Bu halk istiklal şavaşını yokluklarla kazanan halk.

Bir gece dayanamadınız.üniforma milletin içindekiler değil Muhakkak hesabınız millet nezdinde görülecek. Ve son hesap Allah tarafından.

O gece bende dışarıdaydım. İnsanlar düğüne gider gibi kavgaya gidiyordu. Bayrak için devlet için. Bu millet tarihte kaç yıl esaret yaşadıki.

Reis rica etti halk direnişe geçti. Yine emreder yine bayrak için millet için yola düşeriz.

Ve dudaklarımızdan aynı türkü dökülür.

Önce vatan millet
sonra bayrak devlet
bu yolda savrulan
birileri var.

GAVATLAR….

Bir millet olamamış, asimile edilememiş fakat kendilerini izole etmiş çok eski bir topluluk…

GAVATLAR….

Kim bunlar.

Nerede yaşarlar..
Nasıl yaşarlar…

Çok eski bir uygarlığın neferleri olan gavatlar hemen hemen dünyanın her yerinde yaşarlar. Kuzey ve güney kutbu hariç. Everesttede olmadıkları söyleniyor. Bunlar zengin fakir orta sınıf olarak bulunuyorlar. Her insan gibi sıradan veya sıra dışı bir hayat sürüyorlar. Yaşamın her noktasında varlar. Sayıları vasatın üzerinde. Genel özellikleri ise şöyledir.gavatlar

Bunlar kamu mallarını beleş kullanırlar. Kamu mallarına zarar verirler. Borçlarını ödemezler. Selam sabah ve bunun gibi beşeri münasebetleri takmazlar. Kötülüğü emreder, iyilikten men ederler. Özeklikle asayişin berkemal olduğu dönemlerde kargaşa çıkarırlar.
Sağı solu pisletirler ve sırf inat olsun diye tuvaletin çanağına sıçıp öyle bırakırlar.

Bir toplum parçası olan Gavatları sizlere kültürümün el verdiği şekilde anlatmaya çalıştım.

Not: Gavat teriminin gerçek anlamını çok insan bilir. Ben burada sözcüğün gerçek anlamı dışında bir misal yaptım. Teşekkür ederim alakanıza…

Sıcak yaz..

çok sıcakYine bir sıcak temmuz. Yıl 2000li yılların başı. Bekarım ve annemlerle kalıyorum. Sıcak bir temmuz ayı. Ne yiyebiliyor ne içebiliyoruz. Ne gezip ne yatabiliyoruz. Şimdide olduğu gibi o yıllarda ne klimamız nede vantiketörümüz var. Bazen çarşılarda rahatlamak için yalandan banka yada ptt şubedine gidip serinliyorum.

Allah’ım ne arza nede arşa sığabiliyoruz. Toprapın altındakiler de havadakilerde huzursuz. Alev hem yerden hemde gökten yağıyor. Ağaçların yaprakları büzüştü sıcaktan toprak çatladı.

Yine rahat edemediğimiz bir gece vakti. Bir şort uyuz it gibi dolaşıyorum evde.
Ev birinci katta ve yol ile sıfır. Yer seviyesindeyiz ama sıcak konusunda bir fark yok. Gece yaklaştı ve herkes yattı. Bende yatayım dedim. Yatağım pencerenin yanında . Yatağa uzanıyorum ve ayağımı açık olan pencereden dışarı atıyorum. Bacağımın altı acımasın diye birde yastık koyuyorum altına.

Hiç bir şey umrumda değil artık. Biri görecekmiş ayağıma değecekmiş. Soluk aldıkça alev yutuyorum gece bile.

Uyumuşum….

Uykum bile huzursuz kötü rüyalar. Bir ara rüyamda ayaklarımı basbayağı birşey yalıyor. Bir anda korkuyla bağırarak uyanıyorum.

Aman Allah’ım.iyağmur

Bu ne yağmur. Üstüm başım hep ıslanmış. Ayağımı çekip pencereyi kapatıyorum. Sana şükürler olsun Rabbim. Versende vermesende biz senin rahmetine muhtacız.

Bardaktan boşanırcasına yağıyor ilk panikten kurtulup sevinçle tekrar pencereyi açıyorum. Sepken ve serin rüzgar yüzüme vuruyor. Gülümseyerek dakikalarca izliyorum.

Hatim…

Yıl 1980-81 tam hatırlamıyorum. Çok küçüğüm. Bir ramazan günü. Daha okula bile gitmiyorum. Ramazan ayı yine böyle bir hazirana rastlıyor. Tabi şimdi anlıyorum o zamanlar bunu idrak edemiyorum. Büyükler oruç tutuyor oruç ne onuda bilmiyorum. Ama farklı günler onu anlıyorum.

Bir gün annem bize ninenize gidin orada hoca kuran okuyor dinleyin dedi. Kuran Allah biraz anlıyorum ama o kadar neticede 5-6 yaşlarındayım. Kız kardeşimle koşarak ninemin evine dalıyoruz. Ninem bizi görünce gülüyor ve sus işareti yaparak yere oturtuyor. Odada genç bir abi var oda yatağa bağdaş kurmuş oturuyor. Bir hazırlık içinde ve biz merakla izliyoruz.kuran

Oldukça yaşlı olan ninemizde zor hal sandalyeye oturuyor. O yıllarda ninemiz 85 yaşından fazla ve oldukça fazla bir işitme kaybı var. 90lı yıllarda 100 yaşına yakınken vefat ediyor. Çok severdik onu. Dedemin annesi annemin anneannesi olurdu. Muhterem ve çocuklarını yetiştirmek için çok çile çekmiş genç yaşta dul kalmış bir anne idi.1462654531582

Hoca sonunda torbanın içinden kalınca bir kitap çıkarıyor. Ki kitap pekde görmüyoruz. Evimizde pek kitap yok. Kağıt kalem bile yok. Kağıtı bazen ekmeğe sarılmış görüyoruz oda nadiren o yıllarda poşet kullanımı zayıf. Herkes file yada bez torba kullanıyor. Bazen ekmeğe sarılmış buluyoruz kağıdı onla oynuyoruz. Demekki kağıt kitap pahalı yada bulunmuyor. Ama fırında var bizde yok.

Hoca küçük bir öhö öhö çekip Kuran dedikleri kitabı tersten okumaya başlıyor. Küçük gözlerle pür dikkat dinliyoruz. Hoca anlamadığımız bir dilde çok güzel bir şarkı söylüyor sanki. Eski virane ev bu güzel şarkıyla inliyor. Ninem başını öne eğmiş hafif hafif sallanıyor sandalyede.  Hoca okuyorda okuyor. Toplam 3 kişiye. İlk defa kuran dinliyorum. çok ilginç geliyor bana. çok zaman sonra bitiriyor okumayı ve iki elini yüzüne sürüyor. Ninemde sürüyor. Bizde aynen taklit ediyoruz.

Hoca kitabı toplayıp başıyla ninemi selamlayıp gidiyor. Ninem bize dönüp bizi seviyor. Yarında gelin deyip ellerimize şeker sıkıştırıyor. Sevincimizden kuş oluyoruz. Gelmezmiyiz yarında şekerin hatrına Allah dinlemeye. Zatende başkada gidecek yer yokki. Koşarak evin yolunu tutuyoruz.

Sizde bu kutsal günlerde kurtuluşun hatrına Allah kelamını dinlemeyi sakın unutmayın…